Büyük yorumcuların sınırlarını ölçmek zordur; çünkü şarkıyı söylerken, bir yandan da yaratırlar. Bildiğiniz bir şarkı onların elinde tekrar yoğrulur, biçimlenir, başka bir ruha kavuşur. Bu yüzden besteci ile bu çaptaki bir yorumcuyu, eserin ortak sahibi gibi anmak gerekir neredeyse. Ben her zaman söylediğim gibi çok şanslı bir şarkı yazarıyım. Şarkıcı olmadığım -ve hiçbir zaman da olmayı düşünmediğim- için yazdığım parçaları önce kendim konuşur gibi bir “recitative” üslupla seslendiriyorum, sonra bu parçalar Türkiye’nin ve dünyanın en güzel sesleri tarafından alınıp yorumlanıyor. O parçalar Sezen’de başka bir kimlik kazanıyor Joan Baez’de başka, aynı parçayı Dalaras farklı söylüyor Nilüfer daha farklı… Türk, Yunanlı, Amerikalı, İspanyol, Arap, İtalyan, Japon, Hollandalı, Alman, Avusturyalı şarkıcılardan kendi parçalarınızı duyduğunuz zaman tuhaf şeyler hissediyorsunuz. Sanki birileri çocuklarınızı almış ve yepyeni giysiler giydirmiş gibi. Geçenlerde Leylim Ley’in Arapça versiyonunu dinlediğimde de aynı şeyi hissettim.
Son günlerde bu zenginliğe müthiş bir ses daha katıldı. Amerikan siyah müziğinin ne kadar güçlü yorumcular çıkardığını hepimiz biliyoruz. Jocelyn Smith belki de onların en büyüğü. Bu mucizevi yorumcu aynı anda sanki hem Aretha Franklin, hem siyahi bir Barbara Streisand, hem Ella Fitzgerald sanki… Onların hiçbirine benzemiyor ama hepsinin yeteneğini toplam olarak barındırıyor. Şarkıya nereden giriyor, nereden çıkıyor, ezgiyi nereye sürüklüyor fark edemiyorsunuz. Kimi zaman ruhunuza usulca sokulan ipeksi yumuşaklıktaki bir ses, ardından birden kaplan gibi üzerinize atılan yırtıcı bir parlama. Dinlediğiniz zaman “Bu kadın bir mucize” diye düşünmeden edemiyorsunuz, kalbinizin atışları hızlanıyor. Son aylarda gençlerin dinlediği Beyonce vs. gibi şarkıcılarla ile karşılaştırılmaz bile. New York’lu, Quince’te büyümüş; beş yaşından itibaren piyano dersleri almaya başlamış. En iyi Gershwin yorumcusu ödülü almış. Aynı zamanda opera şarkıcısı. İki hafta önce Nessun Dorma’yı ünlü bir İtalyan tenorla birlikte seslendirdiler. Tenor İtalyanca, Jocelyn Smith ise mezzo soprano olarak bir oktav üstten İngilizce söyledi. Sonuç tam bir zafer! Dünyanın mucize olarak önünde eğildiği bu şarkıcı, şimdi bizim, daha doğrusu sizin şarkılarınızı söylüyor. Mevlana’dan yaptığım yeni bestelerin yanı sıra, Karlı Kayın Ormanı, Kardeşin Duymaz gibi parçaları Berlin’deki bir stüdyoda kendi grubuyla birlikte kaydediyor. Hele arada Jamaica usulü rap yaptığı, raggae tarzı Leylim Ley var ki, ben dinlediğimde kulaklarıma inanamadım. Yakında albüm çıkınca siz de inanamayacaksınız. Böyle şarkı söyleyebilmek mucize değilse, mucize nedir acaba?
