KOFI Annan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olduktan sonra, New York'taki kurum binasının koridorlarında çok rastlanan bir şaka vardı.

Herkes birbirine yeni genel sekreterin adını hatırlatıyor ve "How would you like your coffee?" diye soruyordu. (Kahvenizi nasıl isterdiniz?)
Sonunda Kofi Annan başardı: Bizim "Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır" sözünü doğrularcasına Bağdat'taki özel görevinden barış umutlarıyla döndü.

Birleşmiş Milletler örgütünün tartışılmaya başlandığı bir dönemde, hem kendisinin hem de kurumun itibarını yükseltti.

***

SAVAŞ ve barış!
Ölüm ve yaşam!
Yokoluş ve varoluş!
Yıkım ve onarım!
Keder ve mutluluk!
Ağrı ve sevinç türküsü!
Tolstoy ünlü eserinde Borodino savaşını anlatarak, bu karşıtlığın altını çizmişti.
Bugün dünyada bir bilgisayar oyunu gibi algılanmaya başlanan ve sayılardan ibaret sanılan savaş, korkunç bir yıkım!

***

IRAK barışı, milyonlarca çocuğu ölümden kurtardı.
Çünkü savaş onlar için somut bir şeydi: Bir cehennem ağzı gibi açılan gökyüzünden düşen bombaların, kendilerini ve ailelerini parçalaması anlamına geliyordu savaş.
Onlar, stratejik hesaplar yapma lüksüne sahip değildiler.
Sadece yaşama sarılıyor ve nefes alıp vermeyi sürdürmeye çalışıyorlardı.
Bir de yetim ve öksüz kalmamaya.
Kofi Annan'ın başarısına en çok Iraklı çocuklar adına sevindim.

***

NE var ki bu sevinç yetmiyor.
Irak barışının kalıcı olması; yani duygusal nedenler ve yanlış anlamalar yüzünden her an savaşa dönüşme ihtimali taşımaması gerekiyor.
Birleşmiş Milletler bu konuda gereken denetimi yapmalı.
Bir başka yara da Irak'a yıllardır uygulanmakta olan ambargo.
UNICEF sayılarına göre, 1 milyondan fazla Iraklı çocuk ambargo sonucu yaşamını yitirmiş.
İşte savaşın, ambargonun ve kırımın acı yüzü bu!
İnsanoğlunun ayıbı!