BİRÇOK ülkede, yaz de-
nildiğinde akla ilk gelen
şey tatildir.
Sıcakta ağırlaşmış hare-
ketler, tembel bir nehir gibi
yavaş yavaş devinen ha-
yat, politikanın arka plana
itildiği bir rehavet dönemi.
Oysa Türkiye'de kendimi
bildim bileli yaz ayları poli-
tika daha da hızlanır, kriz
derinleşir ve insanlar saç
saça, baş başa kavga e-
der.
Anlaşılan bu yaz da böy-
le geçecek.
Politik tansiyon yüksele-
cek ve durup dinlenmeden
politika konuşacağız.

***

BU yazıyı yazdığım öğleden sonra
saatlerinde, henüz hükümetle ilgili
bir gelişme yok.
Yazara göre yarın, okura göre bu-
gün olarak adlandırılan günde Erba-
kan istifa etmiş olacak mı, bilemiyo-
rum.
Zaten son günlerde Ankara politi-
kası bilinmezler içinde yuvarlanıyor.
Böylesine karmaşıklaşmış bir po-
litik yapı, siyaset analistlerinin değil
olsa olsa falcıların alanına girer diye
düşünüyorum.

***

BİRAZ önce uçakla İstanbul'a
döndüm ve Marmara'dan itibaren
şehri kaplayan sisli puslu havayı bir
kez daha görmek içimi burktu.
İstanbul'da artık yaz güneşi parla-
mıyor.
Sabahların keskin aydınlığını ve
akşam üstlerinin büyülü ışığını göre-
miyoruz.
Varsa yoksa yoğun bir duman,
gökyüzüne yükselen kirli bir hava ve
giderek daha çok kokan bir kent.
Uçaktan baktığınızda bir ulusun,
bunca çok sayıda çirkin yapıyı nasıl
yanyana getirdiğini anla-
makta güçlük çekiyorsunuz.
Milyonlarca beton ucube,
şehri bir yangın yerine çevir-
miş.
Mezarlıklar ve katliamdan
nasılsı kurtulmuş birkaç
orman bölgesi dışında ne
bir ağaç, ne düzgün bir cad-
de, ne de özenli bir yapı...

***

ODAMDAKİ camdan dışa-
rı baktığımda birbirinin üze-
rine binmiş çarpık çurpuk
yapılar görüyorum.
Bir tuğla, çimento, demir
cangılı bu!
Böyle bir ortamda hangi
çocuk sağlıklı yetişir, hangi genç ki-
tap okur, hangi aile uyum içinde ya-
şar bilinmez.
Ayrıca suç, bu binaları yapanlarda
değil, ülkenin bazı bölgelerini cehen-
neme çevirip yaşanmaz kılarak, bü-
yük kentlere göçü zorunlu kılanlar-
da.
Son cümlem sadece geçim sıkın-
tısında olup, başını sokacak iki göz
ev yapanlarla ilgili.
Gecekondu ağalığı yaparak, on -
on beş katlı kaçak binaları dikenler
tek kelimeyle iğrenç!

***

BİLİYORUZ ki Erbakan bugün isti-
fa etse de etmese de İstanbul bu
yöndeki gidişini sürdürecek.
Türkiye'yi hangi hükümet yönetir-
se yönetsin kentlerimizin yağmalan-
ması, yaşamımızın giderek incelik-
ten yoksun bir kördövüşüne dönme-
si süreci devam edecek.
Çünkü rant hırsıyla kararmış göz-
ler egemenliklerini pekiştiriyorlar.
Bu toplumdan kültür kovulurken,
kar hırsı baş tacı ediliyor.
İşte bunca bilinmez arasında, bi-
lebilediğimiz tek şey bu.