AŞIK Veysel ne güzel söylemiş:
Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başka olmasa
Herkes düğümü kimin çözeceğini düşünmekle meşgul.
Bugün Erbakan'ın beklenen istifası ile (tabii son anda caymaz ise) Türkiye yeni bir "fetret devri"ne sürükleniyor.
Günlük yazı yazdığım sekiz yıl içinde kaç kez bu deyimi kullandığımı hatırlamıyorum.
Osmanlı'da, kardeşlerin birbirine düştüğü ve yönetim boşluğunun ülkeyi başıboş bir gemi gibi bilinmeze sürüklediği ilk fetret devri 13 yıl sürmüş ve sonunda Mehmet Çelebi idareyi toparlamayı başarmıştı.
Modern fetret devirleri ise ya bir-kaç hafta sürüyor, ya birkaç ay... Ya da şimdi olduğu gibi belirsiz sürelere yayılıyor.
***
ERBAKAN'ın istifası sonunda Tansu Çiller'in yeni bir hükümet kuramayacağı hemen hemen ortaya çıktı.
Artık Türkiye dengeleri Tansu Çiller'in ihtirasını taşımıyor.
DYP grubu da ister istemez toplumsal etkilere açık.
En azından eşleriyle, çocuklarıyla, komşularıyla görüşüyor, onların eleştirilerini dinliyor, gazete okuyor, televizyon seyrediyorlar.
Ve Tansu Çiller'in giderek tek başına bırakıldığının, neredeyse toplumsal bir aforoza uğradığının farkındalar.
Bu yüzden ister Büyük Birlik Partili olsun, ister başka formüller denensin, Tansu Çiller başkanlığında bir hükümet kurulamayacak.
Zaten Cumhurbaşkanı'nın hükümet kurma yetkisini Çiller'e vereceği de kuşkulu.
E mail: livaneli@milliyet.com.tr / Livaneli@Planet.com.tr
***
PEKİ o zaman ne olacak?
Olacağı belli!
Fetret devrini hatırlatır biçimde hükümet kurma turları başlayacak.
O lider bununla görüşecek, bu lider onunla.
Parti genel merkezleri önünde el sıkışarak ve gülümseyerek pozlar verecekler.
Ve sonunda - sanıyorum ki - bu çabalar sonuçsuz kalacak.
***
BU durumda en sağlıklısı Cumhurbaşkanı Demirel'in ülkeyi seçime götürmesi.
Zaten seçimin yararına inandığını sık sık tekrarlayıp duruyor.
İnancı doğrultusunda oluşturacağı ve üzerinde mutabakat sağlanacak bir seçim hükümeti, uyum yasalarını çıkarır, seçmen kütüklerini yeniler ve ülkeyi 1998 baharında sağlıklı bir seçime götürür.
Zaten bundan başka bir çıkış yolu da görünmüyor.
***
SEÇİMİN kaçınılmaz hale geldiğini herkes görüyor.
Buna itiraz edenler ise seçimin bir şeyi değiştirmeyeceğini, sonunda aynı tablonun çıkacağını öne sürmekte.
Bu görüşe katılmadığımı belirtmeliyim.
Bana kalırsa, önümüzdeki seçimler Türkiye'deki siyasi tabloyu değiştirecek.
Büyük altüst oluşlar yaşayacağız.
Kaldı ki seçimden sonra koalisyon kuracak partiler, Refahyol talihsiz deneyimini hatırlamak zorunda kalacaklar.
Sözün kısası; Seçim bir arınma, temizlenmedir ve önümüzdeki seçim, halkın sağduyusunun öne çıktığı bir dönüm noktası olarak hatırlanacak.
