Zeki Okar, yıllarca BBC Türkçe servisinin müdürlüğünü yapmış olan deneyimli bir gazeteci.
Onun gözlem gücünü bilen yabancı çevreler, sık sık Türkiye konusunda görüşlerine başvuruyorlar.
Son günlerde Zeki Okar'a yönelen soruların büyük bir bölümü, Türkiye'de darbe olasılığıyla ilgili.
Neredeyse herkes, darbe bekler duruma gelmiş.
Zeki Okar Azerbaycanlı gazetecilerin de kendisini sık sık aradığını anlatıyor:
“Zeki Bey!” diyorlarmış. “Türkiye'de herpçiler ku - de - ta mı yaparlar?”
Zeki Bey ise İngilizler başta olmak üzere birçok ulusun ve Azerilerin kendisine yönelttiği soruları soğukkanlılıkla ve “Türkiye'de darbe olmayacağı” tezine yer vererek cevaplamakta.
Ordunun muhtıra vermesi olasılığını ise gözardı etmiyor, hatta bu muhtıranın verildiği kanısında.
“12 Mart muhtırası radyonun 13 haberlerinde okunmuştu. Bugün Sincan'dan geçen tanklar ve Çevik Bir'in sözleri daha ağır bir muhtıra niteliğinde.”
***
ZEKİ Okar'ın görüşlerine aynen katılıyorum. Türkiye'yi merak eden yabancı dostlara “darbe olmayacağı” inancımı tekrarlayıp duruyorum ben de.
Umarım yanılmıyoruz.
Türkiye artık sorunlarını darbesiz çözebilecek bir düzeye gelebilmeli.
Daha önceki üç darbeden alınabilecek en büyük ders bu!
Çünkü her darbe, siyaseti biraz daha karıştırdı, içinden çıkılmaz hale getirdi ve siyasi kadroların kalitesini düşürdü.
Çevik Bir'in “balans ayarı” sözü belki de işin anahtarı!
Türkiye'de ordu her zaman ağırlıklı bir konumdaydı ve zaman zaman bu gücünü göstermekten çekinmezdi.
Şimdi de çekinmiyor ve rejime “ince ayar” yapıyor.
DEMİREL VE BAYKAL HAKLI
Son günlerde Cumhurbaşkanı Demirel'in yaptığı erken seçim çağrısına, CHP lideri Deniz Baykal da katıldı.
Gerçekten de çözüm sandıkta.
Parti liderleri, Cumhurbaşkanı Demirel ve Baykal'ın çağrısına kulak verir ve erken seçim kararında birleşirse Türkiye'de ne darbe kuşkusu kalır, ne de rejim korkusu.
Her akşam ışıklarını karartan bilinçli kitle, seçimde de nasıl davranacağını bilir.
Sivil toplum, Türkiye'ye çekidüzen vermek için harekete geçer.
Yurttaş inisiyatifi, belki de en çok etkili olacağı noktaya, yani sandığa yönelir.
Milyonlarca kişi, sağdaki ve soldaki bölünmüşlüğe karşı sesini yükseltebilir.
Parti liderlerine çağrıda bulunup “Ya seçim ittifakı yapın, ya da ikinize de oy yok!” uyarısı yapabilir.
Refah iktidarını önlemek isteyen kitleler, ortak bir oy verme stratejisi oluşturabilir.
Ve biz ilk kez bilinçli kitlelerin “Aydınlık, temiz Türkiye” özlemini hayata geçirdiği bir seçim şenliği yaşayabiliriz.
Kısacası: “Seçimde keramet vardır!”
Çözüm seçimde!
