BAŞLIKTAKİ iki kelime birbiriyle çelişir gibi görünüyor değil mi?

Aslında, bir yerde demokrasi varsa diktatörlük yoktur, diktatörlüklerde de demokrasi yoktur.

Ancak bu genel doğru, demokrasinin tam uygulanması durumunda geçerlilik kazanır.

Yoksa binbir uydur - kaydırla dolu bir rejime “parlamenter demokrasi” adını takarsanız, bu olsa olsa “demokratik gibi görünen diktatörlükler” doğurur.

***

BİR ülkede seçim yapılacak. Seçime katılan partiler, kendi programları ve dünya görüşleri çevresinde halka vaatlerde bulunacaklar, neyi yapıp, neyi yapmayacakları konusunda kesin sözler verecekler.

Sonra bu partiler, yüzde 19 - 20 dolayında oy alacaklar.

Sıra hükümet kurmaya gelince, kendi kitlelerine verdikleri sözü unutup, tam tersi uygulamalara girişecekler, bunun adına da demokrasi diyecekler.

Yukarıda anlattığıma en uygun örnek DYP'nin ve Tansu Çiller'in durumudur.

Tansu Çiller milyonlarca DYP'li seçmene, “Laiklik elden gidiyor, Refah'ı durdurmak için bize oy verin” dedi ve yüzde 19 oy aldı.

Sonra halktan aldığı bu vekaleti, tam ters yönde kullandı ve gidip Refah'ı iktidar yaptı.

Acaba, 95 seçimlerinde DYP'ye oy vermiş olan kitleler, Tansu Çiller'in bu tutumunu onaylıyor mu?

***

GÜNERİ Cıvaoğlu'nun Kanal D'deki harika programında her şey apaçık ortadaydı.

Pakistan'da Benazir Butto da halkın oylarıyla seçilmişti ama rejim bir yerde Butto ve kocasına dur demeyi bildi.

***

HALKTAN alınan yüzde 19 oy, ülkenin mutlak hakimi olma ve her istediğini yapma hakkını vermez.

Aynı şey Refah Partisi için de geçerlidir.

Yüzde 21 oyla, Osmanlı padişahı gibi ferman çıkaramazsınız.

Kaldı ki oy oranınız yüzde 19 ya da 21 değil, yüzde 99, hatta yüzde 100 olsa bile, yapamayacağınız şeyler vardır.

***

NE var ki bizim gibi ülkelerde “seçilmişlik” zırhı, kutsal bir söylem gibi, zayıf parti liderlerine, padişahlarda krallarda bulunmayan bir yetki veriyor.

İnanın ki Osmanlı padişahları bu liderler kadar sorumsuz ve yetkili değildi.

Amerika gibi bir ülkede telefon dinleme skandalı yüzünden Başkan Nixon makamından alaşağı edildi.

Türkiye'de ise halkın dalga dalga büyüyen muhalefetine rağmen, bizimkiler, Çavuşesku tarzı bir diktatörlüğe kayıyor ve bunu da “demokrasi” maskesi arkasına gizliyorlar.

Oysa demokrasi, beş yılda bir halktan emanet oy alıp daha sonra diktatörlük uygulayarak, ülkeyi bildiği gibi yönetmek değil, halka sürekli ve her an hesap vermeye hazır durumda olmaktır.

“Odunu aday yapsa Meclis'e sokma” anlayışı demokrasi değildir.

Ve ne yazık ki her diktatörlük biçimi, karşısında bir başka diktatörlük yaratır.