Salı günkü Akşam’da Zülfikar Doğan’ın köşesinde İsmet Berkan’ın gönderdiği açıklamayı ve Doğan’ın cevabını okurken birden donup kaldım. İsmet Berkan’ın açıklamasında şöyle bir cümle geçiyordu: “5 Kasım Cuma günü bir trafik kazası kaybettiğimiz, Kültür Sanat Servisimizden Şehnaz Pak…” Başıma bir darbe yemiş gibi oldum birden. Bu ölüm haberi hiç beklemediğim bir şiddetle vurdu beni. Herhalde yurt dışında olduğum için duymamıştım. Bir gazete köşesinin satırları arasında ilerlerken bir anda Şehnaz’ın öldüğü gerçeğini okuyunca, yanlış mı görüyorum diyerek ve öyle olmasını umarak aynı yeri defalarca okudum. Ne yazık ki doğruydu ve köşenin diğer satırlarında da geçiyordu. Şehnaz yoktu artık. Oysa ben onu sık sık düşünürdüm: Türkiye’nin dikenli basın ve kültür ortamındaki en sevecen, en duyarlı, en dürüst insanlardan birini tanımanın beni nasıl şaşırtmış olduğunu hatırlardım. Yıllar önce benimle bir konuşma yapmak için gelmişti. İlk başta öylesine içine kapalı, öylesine tuhaf bir tavır içindeydi ki kendi kendime “İşte bu da tuzak sorularla can yakmaya gelen önyargılılardan biri” diye geçirmiştim. Çünkü bizde türkü söyleyene, yazı yazana, sanatla uğraşana düşmanlık geleneği vardır, böyle bir düşmanlık insanlara çok doğal gelir ve gençleri kurgular üstünüze gönderirler. Ama bir süre sonra yanıldığımı hem de fena halde yanıldığımı anladım. Karşımda son derece kültürlü, iyi niyetli ve beni dünyada en iyi anlayan insanlardan birisi duruyordu. Daha sonra bana mesajlar gönderdi. Beni en bunalttıkları anlarda yüreğimi ferahlatan, neyin geçici neyin kalıcı olduğunu vurgulayan mesajlardı bunlar. Hiçbir doğum günümü unutmadı. Özenle seçilmiş kartlar yolladı. Bir dostumu yitirdiğimde mesajlarıyla teselli etti. Benim üstüme, türkülerim üstüne inanılmaz bir bilgisi ve geniş bir arşivi vardı. Şehnaz Pak zamanla pek de yüz yüze gelmediğim, görmediğim ama var olduğunu hatırlamakla beni mutlu eden bir insanlık figürüne dönüştü. Mesajlarına cevaplar yazdım. Hatta bu günlerde yine yazıp hatırını sormayı düşünüyordum. Doğan’ın yazısını okumasam bugün yazardım herhalde. Canım yandı. Ölüm niye erkenden gelip iyi gençleri buluyor diye sordum kendi kendime. Cevabını bulamadım. İsmet Berkan’ı arayıp nasıl öldüğünü öğrendim. Sonra bu yazıyı yazmaya oturdum: Şehnaz’ın öldüğüne hâlâ inanamadan. Yaşadığım sürece Şehnaz’ı da yaşıyor gibi düşüneceğimi bile bile. Güle güle sevgili arkadaşım. Güle güle talihsiz dostum.