Size iki gün turist rehberliği yapayım ve gezip dolaşmalarım sırasında karşıma çıkan güzel yerleri tavsiye edeyim. Daha çok da İstanbul dışındaki yerler için yapayım bunu. Türkiye’deki birçok kaliteli, dengeli, gözü tok ve sadece işini yapıp yaygara koparmayan insan gibi. Sözünü edeceğim yerlerin de ağırbaşlı bir tavrı var. Bu yüzden adlarını duymuş olacağınızı pek sanmam.
Bodrum’a yolu düşenlere tavsiyem Konacık’taki Kısmet Lokantası’na uğramaları. Orhan Dumanlı’nın yönetimi altında bu lokanta yerel yemeklerden bir senfoni sunarken temizliği, alçakgönüllülüğü, kalitesi ve çevreyi koruma bilinciyle de hayranlık uyandırıyor. Şimdiden uyarayım: Yemeğin sonunda hesap geldiği zaman sizi bir sürpriz bekliyor. Acaba yanlış mı görüyorum dedirtecek kadar ucuz bir bedel ödeyeceksiniz ve anlı şanlı İstanbul lokantalarında bu hesabı bahşiş diye bıraktığınız zaman bile kimseyi memnun edemediğinizi acı acı hatırlayacaksınız.
Diyelim ki İstanbul’dan arabanıza bindiniz, feribotla Bandırma ya geçip İzmir’e doğru inmeye başladınız. Nerede yemek yiyeceksiniz? Ben size söyleyeyim. Akhisar’a gelmeden önce sağda bir OPET benzin istasyonu göreceksiniz. Benim tavsiyem hemen arabanın direksiyonunu kırıp buraya girmeniz ve Manzara Lokantası’nın ferah bahçesine oturmanız. Ondan sonra gelsin Ege mutfağının çok az yerde bulabileceğiniz lezzet ve kalitesi. O kadar az bir hesap ödeyeceksiniz ki ayrılırken yerel zeytinyağından da bir şişe almadan edemeyeceksiniz.
Marmaris sapağını geçtiniz, Fethiye’ye doğru gidiyorsunuz. Yolunuzun üstünde Ortaca var. Orada da sizi Toprak Ana Lokantası bekliyor. Güzel, sade, doğaya uygun ve bilinçli. Bu lokantada organik olarak üretilmiş sebzeler çıkacak önünüze. Ve siz Anadolu’da ne kadar bilinçli insanlar yaşadığına şaşırıp kalacaksınız. Ülkenize ve toprağınıza duyduğunuz güven artacak.
