Bizim milletin gürültü denilen illetten rahatsız olmadığı bilinen bir şeydir. Ülkeye gelen yabancının ilk fark ettiği özelliklerden biri bu olur. Her yer gürültülüdür. İnsanlar bağıra çağıra konuşur. Yol kenarında, trafik gürültülerine ve motor sesine boğulmuş bir kahvehane işletenler; bunlar yetmezmiş gibi bir de bangır bangır müzik çalarlar hoparlörden. Deniz kıyılarında dalga sesi duymak olanaksızdır. Çünkü doğanın sessizliği bir nimet değildir. İlle de oynak bir şeyler çalacak, davullar gümbürdeyecek ki “Bi eğlendik, bi eğlendik” denilebilsin. Hafta sonları ada vapurlarına binen ya da motorlarla Boğaziçi gezintisi yapan gençler, yanlarında getirdikleri darbukayı tak trrri tak tak diye tıngırdatarak göbek atmaya pek meraklıdır. Stadyumları ise hiç sormayın. Duyduğuma göre Arena stadyumu, desibel yüksekliği bakımından Guiness rekorlar kitabına girmiş bile.
Bunları Andaman Denizi kıyısında sakin, gürültüsüz bir yerden yazıyorum ve sevgili ülkemizdeki gürültünün ne yazık ki kulak tozlarımızda patlayan maddi gümbürtüden ibaret olmadığını düşünüyorum. Bir de fikir gürültüsü var, dezenformasyon yani yanlış bilgilendirme gürültüsü var, durup dururken kara çalma, iftira atma gürültüsü var, laf çakma gürültüsü var… Yani var oğlu var. O kadar çok kanaat bildiriliyor, o kadar çok yalan yanlış şey yazılıyor, söyleniyor ki; inanın bana basın bir hafta sussa memlekette işler biraz düzelir, bir ay sussa daha da çok düzelir. Çünkü öyle bir nefret dili kullanılıyor, o kadar çok yalan söyleniyor ki; ülke ister istemez kirleniyor. Rahmetli annemin çok sevdiğim sözüyle “Büyük karga gak derse, küçük karga bok yiyor. ”Memleket zıvanadan çıkıyor.
Basında benimle ilgili olarak çıkmış olan haberlere bakmam. Asistanım bunları yollar ama ben bir tuşla silerim. Çünkü bilirim ki çoğu, sinir bozucu saçma sapan şeylerdir .Dün bir ara, son haftaya göz atayım dedim; atmaz olaydım. Kimi Kemalist diyor kimi karşı devrimci; kimi Atatürkçü diyor kimi Atatürk düşmanı, kimi Kürtçü diyor, kimi ulusalcı… Biri de çıkmış; Ahmet Muhtar Paşa’nın muhafızı Kolağası Ömer Efendi’nin, yani büyük dedemin memleketi Livane (Artvin) olduğundan dolayı Yahudi olduğuma hükmetmiş. (Ayrıca Yahudi de olabilirdim, ne çıkar bundan!) Bütün bunlara uzaktan baktıkça; “Ah benim sevgili tımarhanem!” diyorum. “Zaten çoğumuzu çıldırtmayı başardınız, kalanların oynatmasının da eli kulağındadır. ”Fikir hayatı mı dediniz? O kavram bize, yeni bulunan galaksi kadar uzak, hatta belki daha da uzak. Çünkü ne yazık ki yazı-çizi-siyaset dünyası makullerin değil, aşırıların elinde.
