Dün, SHP'de derin bir kimlik bunalımı olduğuna değinmiştim.
Bu kimlik bunalımının temel nedeni; SHP'de ifadesini bulan geleneksel Türk solu ile, Batı Avrupa solu arasındaki zihniyet farkıydı.
Bu fark daha çok liberal ekonomi, yabancı sermaye ve devletin küçülmesi konularında odaklaşıyor.
SHP'nin, yeni Türkiye'de gerçek bir alternatif olabilmesi için Batı Avrupa partileri ile bütünleşmesi ve kendi kimliğini onlarla birlikte belirlemesi gerekiyor.
Bu bütünleşmenin Türk kamuoyunda ve düşünce odaklarında olumlu yankılar bulacağını ve partiye, gerek duyduğu manevi desteği sağlayacağını düşünebiliriz.
Ama bu yoldaki en büyük engel geleneksel Türk sol ahlakı ve bizzat SHP'nin kendi örgütünde yeralan unsurlardır.
SHP örgütünü oluşturan üyelerin az da olsa bir bölümü hala Stalinizm ve köylülük karışımı garip bir dünyada yaşıyor, erkeklik, yiğitlik, kahramanlık şeklinde beliren folklorik bir havayı soluyorlar.
Partide hiçbir kadro bu kişilere dayanarak yapılacak bir yenileşmeyi düşünemez.
Bu bakımdan SHP'nin asıl önemli çelişkisi kendi örgütüdür. Örgütü içindeki tutucu unsurlardır.
Türk ve dünya kamuoyuna doğru gelecek mesajların çoğu SHP'nin kendi örgüt engeline toslayacaktır.
Örgütü memnun eden tutum ve açıklamalarla kamuoyunda olumsuz tepki uyandıracaktır.
SHP'nin bu açmazdan kurtuluşunun tek yolu, her türlü sorunu büyük bir açıklıkla irdelemesi ve zor soruların cevabını verme cesaretini göstermesidir.
SHP kendi geçmişi ve bugünüyle hesaplaşmak zorundadır.
Bu hesaplaşmayı yapmazsa bin kere de kurultay toplasa yara açık kalacaktır.
SHP kendisine bir kimlik bulmaya ve Türkiye'de yeniden alternatif olmaya mecburdur.
Çünkü:
ALTERNATİF
SHP'nin kaynağı olan CHP başlangıçta bir devlet partisiydi.
Devletin ve kurulu düzenin bütün değerlerini temsil eden partiydi CHP.
CHP'ye saldırı devlete saldırı anlamına gelirdi.
1950'den sonra muhalefete düştüğünde bile Türkiye Cumhuriyeti'nin asıl sahibi CHP ve İsmet Paşa'ydı. Bu konuda orduyu da kapsayan bir konsensüs oluşmuştu.
CHP'nin devlet partisi olma durumu, Bülent Ecevit'in genel başkanlığıyla bitti.
Genç ve solcu bir politikacı, devlet kurucularından İsmet Paşa'yı devirmiş ve partiyi başka bir kimliğe götürmüştü.
O noktadan itibaren CHP, kurulu düzene alternatif oluşturan bir sol parti konumuna geldi.
12 Eylül'den sonra SODEP ve SHP de bu alternatif olma konumunu sürdürdü.
Ama bugün parti bu işlevi ne kadar taşıyabiliyor?
Her ne kadar koalisyon olgusu tersini gösterse de, DYP ve ANAP yakın özellikler gösteren ve kurulu düzeni savunan partilerdir. Alternatif konumdaki partiler ise SHP ve Refah Partisi'dir.
SHP'nin alternatif olma özelliği azaldıkça ağırlık merkezi Refah Partisi'ne kayacak ve giderek bu parti rejimin tek alternatifi haline gelecektir.
Bu bakımdan SHP alternatif olma konumunu tekrar yakalamaya mecburdur.
