Hikayeyi bilirsiniz:
Yollara düşmüş olan karıncaya nereye gittiğini sormuşlar.
"Hacca gidiyorum." demiş.
"İyi ama bu yürüyüşle Mekke'ye varman mümkün değil ki..." demişler.
"Olsun." demiş. "Hiç olmazsa bu amaç uğrunda ölürüm ya!"

**
Demirel dışında, cumhurbaşkanlığına aday olanlar bana bu hikayeyi hatırlatıyor.
Demirel'in Çankaya'yı garantilediğini ve hiç bir şansları olmadığını onlar da biliyorlar. Gene de bir ilke adına seçimlere katılıyorlar.
Bence alkışlanacak bir davranış bu!

***
Yarın yapılacak son turda Demirel, cumhurbaşkanı seçilecek.
Ama bundan daha önemli bir seçim yapılacak parlamentoda.
Her milletvekili kendi tavrını, tutarlılığını ve ideolojisini seçecek.
Bence bu, ötekinden daha önemli bir seçimdir ve uzun süre unutulmayacaktır.
Yıllar sonra bir parlamenter, çocuğundan "93'te kime oy verdin baba?" sorusunu duyarsa hiç şaşırmasın.

***
SHP, son seçimlerde yedi buçuk milyon sosyal demokratın oyunu aldı.
Şimdi bütün bu oyları Süleyman Demirel lehine kullanıyor.
Bu arada cumhurbaşkanlığı için bir başka sosyal demokrat daha adaylığını koymuş durumda: İsmail Cem.
Bilgisi, kültürü, geçmişi ve dürüstlüğüyle pırıl pırıl parlayan bu cumhurbaşkanı adayı, Meclis'teki sosyal demokratlardan oy alamıyor.

Demek ki Süleyman Demirel'in sağcı düşünceleri, İsmail Cem'in sol düşüncelerinden daha yakın SHP'ye.
Acaba yedi buçuk milyon sosyal demokrat seçmen bu konuda ne düşünüyor?
Kendi oylarının İsmail Cem'e karşı Demirel'i desteklemek için kullanılmasından memnunlar mı?

Bir örnek olarak Ercan Karakaş'ı düşünüyorum.
Değerli, bilgili ve dürüst bir politikacı olan Karakaş'la yıllara dayanan bir dostluğumuz var.
Eğer on yıl önce bir Köln akşamında Ercan'a, "Cumhurbaşkanlığına Süleyman Demirel ve İsmail Cem aday olacaklar ve sen oyunu Demirel'e vereceksin." desem, bana inanmaz, kızar, hatta bir süre küserdi.
Çünkü kendisini hakarete uğramış hissederdi.

Bugün bakıyorum: Meclis'teki SHP'li arkadaşlarımız Demirelcilikten ve onun temsil ettiği sağ geleneğe bağlanmaktan müthiş memnun.
Demirel kendisini her zaman Bayar-Menderes ideolojik çizgisinin devamı olarak gördü.
Sosyal demokratlar ise geleneksel biçimde, Atatürk-İnönü çizgisini savundular.
Şimdi SHP, sosyal demokrasi nehrinin yatağını değiştirip, sağ geleneğe bağlıyor.
Ve bana kalırsa Cumhurbaşkanlığı seçimindeki davranışlarıyla, kendi ordularına ateş eden askerlere benziyorlar.

Şimdi, yedi buçuk milyon sosyal demokrat seçmenin bu konuda ne düşündüğünü merak ediyorum.
İçlerinde İsmail Cem'i, Demirel'e tercih eden hiç kimse yok mu acaba?