Fransa Sağlık Bakanlığı, bu ülkedeki sıcak dalgası yüzünden ölenleri önce 3.000 kişi olarak açıkladı, sonda bu sayının 5.000 olabileceğini duyurdu. Dile kolay, 5.000 ölü! Demek ki sıcak dünya çapında SARS’la ölçülemeyecek kadar can almış.
Bu haberi okuyunca Türkiye’yi düşündüm. Bizde kaç kişinin sıcak yüzünden can verdiğini merak ettim. Bunu öğrenmek kolay değil. Çünkü “sıcak”, ölüm sebebi olarak yazılmıyor. Sıcağın yol açtığı sorunlar öldürüyor insanları. Bunlar ya kalp krizi olarak kaydediliyor, ya beyin kanaması, ya da bambaşka bir hastalık. Oysa, dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi sıcak her yıl bizde de can alıyor.
Ben Aziz Nesin’in sıcak yüzünden öldüğünü düşünürüm hep. Eğer Ege’nin taş çatlatan yaz sıcaklarında imza günü yapmak gibi bunaltıcı işlere kalkışmasaydı ölümü gecikebilirdi. Örsan Öymen de sıcak kurbanı olmuştu.
Bugünlerde sıcaklık bizde de çok yüksek. Aman dikkatli olun. İçkiyle, sıkıntıyla, fazla yemekle, hırsla, öfkeyle birleşen sıcak canınıza mal olabilir. Doğaya egemen olduğunu düşünen insanoğlunun ne kadar aciz olduğunu görüyor musunuz? Birkaç derecelik bir ısı artışı hepimizi perişan etmeye yetiyor. İnsan da dahil olmak üzere bütün canlıların hayatı, Dünya gezegeninin bu sıcaklık düzeyinde kalmasına bağlı.
Dünya yüzeyindeki sıcaklık, yaklaşık olarak eksi 50 ile artı elli arasında gidip geldiğinde buna zor da olsa uyum sağlayabiliyoruz. Kışın kendimizi ve çevremizi ısıtıp yazın da soğutarak dayanmaya çalışıyoruz. Ama bu sayılar beşer onar derece değişirse, dayanma gücümüz kalmayacak.
Buzullar eriyecek, kutuplar yok olacak ve bütün bunlar Dünya gezegenindeki yaşamı yok edecek. Bu sürecin başladığına inananların sayısı az değil. Belki diğer gezegenlerde de sıcaklık yaşama izin verecek ölçülerdeydi ve sonradan değişti. Belki de evrenin başka bir köşesindeki zeki bir yaşam biçimi, binlerce yıl sonra Dünya gezegenini inceleyecek ve yaşam izi olmadığını görecek.
Neyse! Bunları bilim adamlarına bırakalım ve gelin şu kavurucu sıcaklarda aklımıza mukayyet olalım. Havalar serinleyinceye kadar dikkatli davranalım. Kendimize izafe ettiğimiz gelip geçici roller yüzünden, dünyaya uyum sağlamaya çalışan fani bir canlı olduğumuzu unutmayalım.
