Pirlepe’de “zalim Bulgar düşmanın” saldırısından kaçarak, ocağın üstündeki tencerede kaynayan tavuğu bile alamadan ekmeksiz, yalın ayak Türkiye yollarına düşme anıları…Yollarda bebeğini terkeden analar, dilenciden ekmek dilenen zengin aileler, ölenler, kalanlar.Kavala’da, ailenin çocukluğunda bakıp büyütmüş olduğu çeteci Lademir (Vladimir) tarafından kurtarılan hayatlar; Yolda birbirini kaybeden kardeşlerin yıllar sonra Düzce de karşılaşması ve kapıyı çalan erkek kardeşi yabancı sanarak, görünmemek için yüzlerini kapatan bacılar:Ve acılar, acılar, acılar.Ailenin bir başka kolunda, Rus ordusunun herkesi katlettiği Livanc’den kurtulan tek insan Mülazım Ömer Bey’in yeni bir aile oluşturması hikâyeleri.Kısacası savaşın acıları, dağılan bir imparatorluğun yarattığı insan dramları.Hemen herkesin ailesi böyle hikâyeler aktarmıştır genç kuşaklara.Çocuklukta bize masal gibi gelen ve bir türlü insan acılarının derinliklerine inemediğimiz anılar.Kimi Rumeli, kimi Kafkas, kimi Doğu şivesiyle konuşan yaşlıların yürek burkan hikâyeleri.Biz ailesinden savaş hikâyeleri dinlemiş ama savaş görmemiş insanlarız.Bu bakımdan ne evini barkını bırakarak düşmandan kaçan insanları, ne de bir ailenin tümünün yok ediliş acısını tam olarak anlayabildik.Bunlar başka bir dünyaya aitti.Bizler, yani İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş güvenli ülkenin çocukları Heinrich Böll’ü okurken de aynı uzaklık duygusuna kapıldı; Erich Maria Remarque’ı, Curzio Malaparte’yi yutarken de.Öyle ya; kentlerimiz güvenliydi, sinemalar zevkli, kitaplar sonsuz, aileler alçakgönüllü ve huzurlu.Şimdi tarih bizi de eski kuşaklarımızın yaşadığı acıların eşiğine getirdi.Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları müthiş bir başarıyla bizi kan ve ateş dolu tarihimizden ve bölgemizden kurtarıp, bambaşka, steril ve huzurlu bir ülkenin yurttaşları haline getirmişlerdi.Şimdi geçmişin hayaletleri teker teker şişelerden çıkıp karşımıza dikiliyor.Yine Ortadoğu’dayız.Yine Türk, Arap, Kürt, Yahudi, Türkmen çelişkilerinin göbeğindeyiz.Bir yanda Kıbrıs, öte yanda Irak.Unutmayalım; haritalar değişirken insanlar çok acı çeker.Umarım yanılıyorumdur! Umarım içimdeki dehşet hissi boşunadır ve sırtımdaki ürperti durmaksızın yağan şubat karının eseridir.
