İşte günün en çarpıcı sorusu bu. Yalnız bizde değil, dünyanın her köşesinde yazılar yazılıyor, seminerler düzenleniyor, kitaplar yayınlanıyor ve bu soruya cevap aranıyor.
Konunun bu kadar önemsenmesi doğal. Çünkü 20. yüzyıl düşüncesi sosyalizme göre oluştu:
Herşey karşıtıyla varolur.
Kapitalizm sosyalizme göre vardı.
Sağ, sol, orta sol, orta sağ gibi kavramlar, sosyalizm düşüncesine göre pozisyon alıyorlardı.
Sosyalizm ortadan kalkarsa, bunların tümünün de ortadan kalkması gerekirdi.
***
Bu tartışmalar arasında, Nilgün Cerrahoğlu'nun Javier Solana ile yaptığı söyleşiyi okuyunca, "İşte." dedim kendi kendime. "Nihayet adam gibi bir adam!"
İspanya Dışişleri Bakanı Solana'nın görüşleri ile benim son yıllarda savunduğum değerler arasında tam bir eşleşme bulunduğunu görmek hoşuma gitti.
Sözleri, 17 Mayıs'ta UNESCO Genel Merkezi'nde yaptığım ve yakında kitap halinde yayınlanacak olan konuşmama çok benziyordu.
***
Solana haklı olarak "Sosyalizm ölmedi ve ölmeyecek!" diyor. "Bu kavram demokratik toplumlarda soylu gelişmelerin çekirdeğini oluşturmuş, dayanışma, özgürlük ve kardeşlik düşüncelerine hayat vermiştir."
***
Sosyalizm, eğer bir dizi ritüelin tekrarı olsaydı ve sadece yoksul köylü göçlerinin yarattığı kent yadırgamasını ve feodal dayanışmayı savunsaydı ölmüş sayılabilirdi.
Çünkü artık bu duygular, kendilerine "sosyalizm" adı taşımayan yeni sığınaklar bulmak zorundalar.
Eğer, sosyalizm parti ileri gelenlerinin hiyerarşik bir üstünlükle bütün değerleri sömürdüğü ve halkın parti yararına ezildiği bir kaba devletçiliğin adı olsaydı, ölmüş sayılabilirdi.
Çünkü, 20. yüzyılın sonunda böyle bir zorbalığı sosyalizm diye yutturmanın olanağı kalmamıştı.
Eğer sosyalizm, bir takım intikamcı şiddet gruplarının, eylemlerine soylu bir hava vermek için takındıkları bir maske olarak kalsaydı, ölmüş sayılabilirdi.
Çünkü bu gruplar, artık kendilerine başka maskeler bulmak zorunda kaldı.
***
Ne var ki sosyalizmin bunlarla hiç bir ilgisi yok.
Solana'nın açıkladığı üç görevi anarak; "İlki toplumun, pastayı büyütecek şekilde inşasıdır. İkincisi, toplum üyelerinin kültürel donanımını artıracak bir fırsat eşitliği yaratmaktır. Üçüncüsü de iktidarın yurttaşlarca bölüşülmesi ve iktidara katılımı artırmaktır."
Özetle, "sosyalizm", refahın, kültürün ve katılımcılığın artırılması demektir.
Bu yüzden insan hakları ihlallerinin sürdüğü, sömürünün devam ettiği, toplumun kitle kültürü denen çürümeyle barbarlaştırıldığı her dönemde sosyalizm varolacaktır.
Çünkü sosyalizmin bir başka adı insan vicdanı"dır.
