Galiba 2004 yılı Türkiye için önemli dönüm noktalarından biri olacak. Mart sonundaki yerel seçimlerde ortaya çıkacak eğilimler önemli. Eğer AKP Mart ayındaki yerel seçimleri de başarıyla geçerse, bu yıl doruğa tırmanmış olan türban, İmam Hatip, YÖK krizleri daha da mı şiddetlenecek? Ekonomi nasıl bir gidiş izleyecek? Askeri şurada neler olacak? Bu gibi soruları uzatmak mümkün. 2004 yılı sadece iç olaylar değil, dış ilişkiler bakımından da çok önemli. Kıbrıs sorunu bu yıl içinde bir başka boyuta taşınacak. Irak’ta deyim yerindeyse dananın kuyruğunun nasıl koptuğu belli olacak. Ama bunlar içinde bizi belki de en çok ilgilendireni, Türkiye’nin Avrupa Birliği Bizdeki genel hava, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye bir müzakere tarihi vereceği yönünde. Eğer durum böyle olursa mesele yok. Ama ya tersi olursa? Ya müzakere tarihi vermezler ve bu işi daha ileri bir tarihe ertelerlerse? O zaman Türkiye’de yaşanacak hayal kırıklığı, hiç beklenmedik gelişmelere de yol açabilir. Benim, Avrupa Birliği konusundaki düşüncelerimi biliyorsunuz: Bu işin olmasını en çok isteyenlerden birisiyim. Zaten çalışmalarımın en büyük kısmını da Avrupa platformlarındaki ikna çabalarına ayırdım. Her ay en az iki kez değişik Avrupa ülkelerine gidiyorum. Mesela bu ay Toledo ve Liverpool’de Avrupa Birliği konulu iki önemli toplantıya katılacağım. Gelecek yıl Almanya’da Yeşiller partisinin organizasyonuyla beş altı değişik kentte konuşmalar yapacağım. Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden iyi bir denetim raporu alması için uğraşıyorum. Çünkü Avrupa Konseyi’nden bazı milletvekillerinin hazırlamakla görevlendirildiği bu rapor Nisan ayında yayınlanacak. Eğer denetimden geçer not alamazsak, Avrupa Birliği üyeliği tehlikeye girer. Milletvekili arkadaşlarımla birlikte bunun olmaması için çalışıyoruz. Ama yine de tedbiri elden bırakmamak gerekiyor. Benim bu köşeden sık sık uyarı yaptığımı biliyorsunuz: 2004 yılında Avrupa’dan beklediğimiz gibi bir sonucun çıkmaması ihtimalini çok yüksek görüyorum ben. Türkiye’ye kapıyı ne tam açacaklar, ne tam kapayacaklar. Buna şimdiden hazırlıklı olmak gerekiyor. Zaten Verheugen baklayı ağzından çıkarmaya başladı bile.