TÜRKİYE tuhaf bir ülke oldu.

Katillerin, kaçakçıların, hırsızların elini kolunu sallayarak serbest gezdiği, üstüne üstlük toplumun her kesiminden itibar gördüğü bir ülke haline geldik.
Buna karşılık hala yazan, çizen insanla uğraşılıyor.
Sistem, düşünce suçları dışındaki her türlü suçu koruma eğiliminde.

***

GAZETELERDEKİ "dokunulamama" rezaletini okumuşsunuzdur sanırım.
Milletvekillerine dokunulamıyor.
Bir ANAP milletvekili kullandığı otomobille bir yurttaşa çarpmış ve öldürmüş.
Yargılanmıyor.
Başka bir ANAP milletvekili görevli polisi yumruklayıp hastanelik etmiş. Dokunulmazlık zırhının arkasına saklanıyor ve mahkemeye çıkarılamıyor.
Bir DSP milletvekili hastane inşaatında yolsuzluk yapmakla suçlanıyor ama o da yargılanamıyor.
DYP milletvekilinin Marmaris'te kaçak inşaat yapmaktan yargılanması gerekiyor.
Ne var ki ona da dokunulamıyor.
Bu liste uzadıkça uzamakta.
Suç işleyenlerin yargılanamadığı bir ülke konumuna geldik.

***

PEKİ kimler yargılanıyor bu ülkede?
Yazarlar, düşünürler, toplumu her konuda bilgilendirmeye çalışanlar.
Buna son örnek, Cumhuriyet gazetesi yazarı Oral Çalışlar.
Oral Çalışlar salı günü DGM'de yargılanacak.
Suçu 1993 yılında Abdullah Öcalan ve Kemal Burkay'la röportaj yapmış olmak.
Bir röportajda suç unsuru bulunabilir mi?
Elbette bulunur. Eğer siz gazetecilik mesleğinin dışına çıkar ve terör propagandası yapmaya çalışırsanız yargılanmanız doğal karşılanır.
İspanya demokrasisi bile, bu gerekçeyle bir gazeteyi kapattı.
Terör, hiçbir gerekçeyle mazur gösterilemez.
Ama Oral Çalışlar örneğinde durum bu değil.
Röportaj 1993 yılında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanıyor.
Bu yayım hakkında hiçbir soruşturma yapılmıyor. Hatta DGM Savcılığı, soruşturmaya gerek olmadığı mütaalasında bulunuyor.
Çalışlar daha sonra bu iki söyleşiyi kitap olarak yayınlıyor. Kitap toplatılıyor.
Ancak DGM'nin askeri üyesi Hakim Albay Faik Seçer Başaran: "Kitabın son bölümü ve arka kapağı incelendiğinde propaganda yapma kastı taşımadığı nedeniyle toplatma kararının kaldırılması görüşündeyim" diyerek karara karşı çıkıyor.
Daha sonra TBMM, Terörle Mücadele Yasası'nda değişiklikler yapıyor ve dosya DGM'de yeniden değerlendiriliyor. 1 nolu DGM bu kitapta suç kastının olmadığına karar veriyor.
Yargıtay bu kararı bozuyor.
İşte Oral Çalışlar'ı salı günü tekrar hakim karşısına çıkaracak olan gelişmeler bunlar.

***

DGM savcıları, hakimleri, askeri hakimler ve Yargıtay Başsavcısı gibi birçok hukukçunun suç kastı bulamadığı söylenen, gazetecilik sınırları içinde kaldığını, propaganda kastı taşımadığını kabul etmek gerekmez mi?
Mahkeme herhalde konuyu dikkatlice inceleyecek ve bir gazeteci daha, sırf mesleğinin gereğini yerine getirdiği için mağdur edilmeyecek.

***

ADALET toplumun temel çivisi.
Bu çiviyi yerinden biraz oynattınız mı, toplumun da çivisi çıkıveriyor.
Geniş kitlelerin adalete duyduğu güven azalmakta.
"Zengin arabasını dağdan aşırır/ Fakir düz ovada yolun şaşırır" sözünde olduğu gibi, arkası olanın her türlü suçu işleyip cezasız kaldığına inanılıyor.
En korkuncu da "yapanın yanına kar kalması"
Çevrenize baktığınızda bunun isyan ettirici örnekleriyle karşılaşıyorsunuz.