19.yüzyıl sonlarında Türkiye’ye gelip kitap yazmış bir gezgin, çok önemli bir saptamada bulunuyor: Diyor ki “Türkler’de dün ve yarın bilinci yoktur. Onlar sadece bugünü yaşar.”Hayatım boyunca bu sözün doğrulandığını gördüm.Ben de Türküm ama bugünü, dünle yarın arasında kavramaya çalışan azınlık arasındayım. Bu yüzden tarihçi ya da fütürolog olmamama rağmen düşüncelerim ve yazılarım hep geçmişe ve geleceğe kayar.Ama geçmişe ilişkin “ders”leri ve geleceğe ilişkin tahminleri gündemimize sokma olanağı bulamam.Bu alışkanlığın sonucu olarak tarih bilincinden ve gelecek planlamasından yoksun bir hayat süreriz.Yumurta kapıya gelmeden önce de hiçbir şey üzerinde kafa patlatmayız.Geçen yılımız Avrupa ve Türkiye ilişkilerini araştırmakla geçti. Çünkü müzakere tarihi alıp almama noktasına kilitlenmiştik.Raporları bile okumadan müzakere masasına oturduk.Oysa Avrupa ile ilişkiler konusu Türkiye’nin iki yüz yıldır gündeminde. Sadece bugünün işi değil.Ama çoğumuz bu ilişkinin tarihini bilmiyor.Elimdeki harika bir kitap ise bu ilişkinin karanlıkta kalmış bir köşesini aydınlatarak, bizi bize öğretiyor.Kitabın adı “Mavi Sütunlu Saray”Yazarı: İstanbul’daki Cervantes Enstitüsü’nün müdürü Pablo Martin Asuero.Batı’daki Doğu kavrayışı üstüne çalışan Asuero bize Sultan Abdülaziz’in Avrupa seyahatini, Fransa Kraliçesi Eugenie ile mahrem ilişkilerini ve Osmanlı’nın Avrupalılaşma çabasını anlatıyor.Abdülaziz, Batı başkentlerini ziyaret eden ilk Osmanlı padişahı. 1876 yılında Paris’te açılan Evrensel Sergi’yi gezmek için maiyeti ve başka hanedan mensuplarıyla birlikte, Sultaniye gemisiyle İstanbul’dan ayrılıp Fransa’ya gidiyor.3. Napoleon tarafından olağanüstü görkemli bir törenle karşılanan padişah ve heyeti Fransa’da büyük heyecan yaratıyor. Elysee Sarayı’nda ikamet ediyorlar.Oradan Londra’ya geçip Kraliçe Victoria’nın konuğu olarak Buckingham Sarayı’na yerleşiyorlar.Seyahat Belçika ve Almanya’yı da içine alıyor.Avrupa hanedanlarıyla çok yakın ilişkiler kuran padişah, geziden çok etkilenmiş ve Kraliçe Eugenie’yi de derinden etkilemiş olarak dönüyor.Gerisini kitaptan okuyun.Osmanlı’nın Avrupalılaşma çabasının tanığı olan bu zevkli kitabı okuyan genç kuşakların, kendi tarihlerine ilişkin daha derin bir kavrayış geliştireceklerinden eminim.