"Geçtiğimiz Cumartesi akşamı TRT'de Barcelona Olimpiyatlarının açılış törenini izlerken, duygulu anlar yaşadım."
Gönderdiği mektuba böyle başlamış Bahattin Yücel. Sonra devam etmiş:
"Acaba Barcelona'da izlediklerim, sadece teknik bir organizasyonun sonucu muydu? Aynı kuşağı paylaştığımız Başbakan Gonzales, ayakta alkışlayan Kral, ülkelerini demokratikleştirme konusunda başarılarının raslantı olmadığını mı vurguluyorlardı?"
Bahattin Yücel yirmi yılı aşkın bir süredir turizm ile uğraşıyor. Bu sürenin son on yılında kendi sektörünün üst düzey yöneticiliğini yaptı. 20 Ekim seçimleriyle, Türsab başkanlığını bıraktı ve Anap'tan milletvekili oldu.
Onun döneminde Türsab manşetlere tırmandı. Gene aynı dönemde körfez krizi ve savaş nedeniyle doğan olumsuzlukları göğüsledi. Ve işini uluslararası düzeyde saygıyla ve dürüstçe sürdürdü.
Geçtiğimiz günlerde başına bir dert geldi Bahattin Yücel'in.
Turizm dolayısıyla işbirliği yaptığı bir şirket birikmiş borcunu ödemedi ve Bahattin Yücel'i çok zor bir duruma soktu.
Almanya'da kurulu olan bu şirket, borcunu ödememek amacıyla, Alman mahkemelerine başvurdu ve iflasını istedi. Aynı süre içinde de aynı adreste, aynı malzemelerle, üstelik aynı markayla çalışmalarını sürdürdü.
Bahattin Yücel bu şirketle aralarındaki borç-alacak ilişkisini yasal olarak tesbit ettirdi ve mahkeme kararlarına geçirtti.
Bunun üzerine karşı taraf ne yapsa beğenirsiniz:
Borç-alacak ilişkisine hiç değinmeyen ve hileli iflastan sözetmeyen bir tutumla Bahattin Yücel hakkında bir karalama kampanyası oluşturdu.
Nasıl olsa Türkiye medyasında insan hayatlarıyla oynamak kolaydı:
Bahattin Yücel hakkında derhal medyanın hoşuna gidecek senaryolar üretildi: Yıllardır otomobil kaçakçılığı yaptığı, mükerrer faturalarla usulsüz kredi aldığı dedikodularını öne sürdüler.
Hemen Anap milletvekili, usülsüz kredi ve otomobil kaçakçılığı üçgeni oluştu.
***
Bahattin Yücel mektubunda "Karşı tarafın iddialarını belgeleriyle çürüttüm." diyor."Ama bu üçgeni aşmakta zorlandım.
Konu politik kimlik kazanınca, iddiaların boşlukta kalmasını engellemek amacıyla, soruşturma yapılması için resmen başvuruda bulundum. Her politikacının duyması gereken sorumluluk duygusuyla, soruşturma yapacak resmi kuruluşların incelemeleri sırasında, değil kanıt, delil yetersizliği türünden bir anlam bile çıkarsa milletvekilliğinden çekileceğimi ifade ettim.
"Asıl üzerinde durmak istediğim, kusuru bulunmayan insanların, kimlikleri ne olursa olsun, öncelikle politikacıların, sürekli savunma durumunda kalmalarındaki haksızlığı vurgulamak."
***
İşte böyle!
Yolsuzluğun övünme nedeni olduğu Türkiye'de, böylesine duyarlı insanlar da yaşıyor.
Bahattin Yücel, ödenmemiş alacaklarına mı üzülsün yoksa hakkındaki iftiralara mı?
Şimdi yıllardır leke sürdürmediği adını kormak için, milletvekilliğinden ayrılmaya hazır durumda mücadele ediyor.
Ve Barcelona olimpiyat açılışı izlerken, demokratikleşme savaşını başarmış İspanya ile, zafer işareti yaparak geçen Iraklılar arasındaki farkı düşünüyor ve oturup bir mektupta içini döküyor.
"Merak ediyorum," diyor. "Başarılı sonucu, zafer işareti yapan Iraklılar mı, yoksa Krallarının ayakta alkışladığı İspanyollar mı elde edecek?"
