Hükümet Deli Dumrul vergileri çıkarıyor. Hem de halkla, Anayasa Mahkemesi ile ve muhalefetle inatlaşarak. Herkesin evi ve otomobili için ödediği vergileri, “ek vergi” adı altında bir kez daha almak istiyor. Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal edince de hemen meydan okumaya “Söke söke alacağız!” demeye başlıyorlar. “Söke söke alacağız!” dedikleri halkın parası. Ve yeni yasa alelacele çıkarılıyor. Payitaht halka yeni vergiler salıyor. Türkiye’deki birçok şey gibi “ek vergi” uygulaması da dejenere oldu. Namuslu yurttaş zaten vergisini ödüyor. Ona dönüp de “Ben senin ödediğin vergiyi bir daha alacağım!” demek için ortada olağanüstü bir durum olması gerekir. Ülke ya savaş içindedir, ya deprem gibi büyük bir afetle sarsılmıştır ya da ekonomik kriz yüzünden paramparça olmak üzeredir. Bunların hiçbiri yokken “ek vergi” almak, haksızlıktır, zulümdür. Hortumculardan tahsil edemedikleri parayı halktan çıkarma gayretidir. Bu verginin temel mantığında bir çarpıklık var. Ancak olağanüstü durumlarda uygulanması mazur görülebilecek olan “duble vergi”, sıradan hale geliyor, yerleşiyor. Hükümetler her yıl “ek vergi” adı altında, halktan aldıkları vergiyi iki katına çıkarıyorlar. Ve bu haksız uygulama en çok “orta direk” dediğimiz kesimi rahatsız ediyor. Geçim zorluğuyla zaten beli bükülmüş olan insanlara vergi üstüne vergi salınıyor. Ama halk o kadar yılgın, o kadar çaresiz ve o kadar pasif ki; azarlansa da sesi çıkmıyor, zulüm vergileri salınsa da. Durumdan yakınan taksi şoförlerine “Siz de bu vergiyi protesto edin!” dediğiniz zaman çaresizlikle boyunlarını büküp “Öyle bir şey yaparsak arabalarımızı çekiyorlar. Meslek birliğine gidiyoruz, kimse yüzümüze bakmıyor!” diyorlar. Artık burası bir suskunlar cumhuriyeti. Halk yılgın, küskün, umutsuz ve suskun. Zavallı Türkiye!