Mutabakat muhtırası, Amerikan sevkiyat, Kuzey Irak gerginliği, Kıbrıs anlaşmazlığı, yeni hükümet derken 2003 yılını da doludizgin yaşıyoruz. Hiç farkına varmadan mart ayını yarıladık bile. Her yıl olduğu gibi kendimizi “sıcak olaylar”a kaptırdık, haber bültenleriyle heyecanlandık, birbirimize “Duydun mu yahu!” dedik ve yeni yılın üç ayını yedik. Geçen yıl da böyle olmuştu, ondan önceki yıl da. “Yılbaşı daha dün gibiydi. Ne çabuk geçti günler!” diye sızlanmıştık ve yaz geldi, yaz bitti derken ertesi yılbaşı gelip çatmıştı. Büyük kentlerde yaşayan ve durmadan koşuşturan insanların dramı bu. Gün nasıl başladı nasıl bitti anlayamıyorsunuz, bir de bakıyorsunuz hafta sonu gelmiş bile. İnsanoğlunun “Tembellik hakkı”nı kullanamadığı, doğayı izleyemediği, mevsimleri algılayamadığı, kendisini tanıyamadığı ve hayat hakkında düşünemediği bir ritim bu. Gayri insani bir ritim. Nasıl yaşadığınızı anlamadan yaşlanıveriyorsunuz. Ne bir insanı tam olarak anlayabiliyorsunuz, ne bir kitabı, ne de bir müzik eserini. Çünkü vaktiniz yok, bunların hiçbirine vaktiniz yok. Bizim çocukluğumuzda haberler bir tek radyodan alınırdı; o da akşamdan akşama. Günde 24 saat haber yayınlayan CNN ortaya çıktığı zaman gözlerimize inanamamıştık. Ama şimdi neredeyse yüzlerce haber radyosu ve televizyonu var. 24 saat bize haber yağdırıyorlar, bizler de haber tiryakisi olmuş durumda bunları izleyip duruyoruz. Kim kime ne demiş, kim kiminle görüşmüş; kim, ne açıklama yapmış. Merdivenlerden inen adamlar, çıkan adamlar; siyah otomobillere binen adamlar, inen adamlar. Bütün bunlar bizim gerçek hayatımız değil ki! Bakın Howard Fast da ölüp gidivermiş. Çok büyük bir romancı olmasa da Spartaküs’ü yazmış bir direnç ve namus adamı. Artık Bağdat bombardımanı Howard Fast’a bir şey ifade etmiyor. Supermen, Christopher Reeves de artık makineden çıkacak ve kendi ciğerleriyle nefes almaya başlayacakmış. Zavallıyı Orlando’da görmüştüm; yaşıyordu ama yaşam tam bir işkenceye dönüşmüştü. Reeves’in ciğerlerine çekeceği bir tek nefes bile dünya politikasından daha önemli şimdi. Mart ayını yarıladık, haberiniz olsun. Arada bir çevrenize, gökyüzüne, hayvanlara, ağaçlara, kitaplara ve insanlara bakmayı unutmayın. Çünkü 2003 yılının mart ayını bir daha hiç yaşayamayacağız.
