Türkiye bugünlerde, absürt tiyatro yazarlarına parmak ısırtacak bir oyun sergiliyor.Ne Ionesco’nun oyunları başa çıkabilir bu durumla, ne Artaud’nunkiler.Bu gariban yazarların bulabildiği saçmalık örneği olsa olsa şu diyaloglarla vurgulanıyor.”Kel şarkıcıyı gördün mü?” “Gördüm.””Ne yapıyordu?””Saçlarını tarıyordu!”Bu diyalog Paris’te New York’ta absürt tiyatro örneği olarak alkışlanıyor.Oysa bir de Türkiye’deki duruma bakın.Başbakan var ama Genel Başkan değil.Genel Başkan var ama Başbakan değil.Bir kişinin milletvekili olamayacağına karar verilmiş ama genel başkan olarak oy pusulasında adının yazılması uygun görülmüş.Yani denilmiş ki: “Arkadaşım; sen herhangi bir milletvekili olamazsın, olsan olsan bir partinin başkanı ve ülkenin lideri olursun.”O da şimdi milletvekili olamamanın sıkıntısıyla yurt dışında ülkeyi en üst düzeyde temsil ediyor.Türkiye’nin tek lideri olarak devlet başkanlarıyla görüşmeler yapıyor.Demek ki bir yurttaşımızın milletvekili olamaması ama ülkenin lideri olması mümkünmüş.Aynı kişi mahkemeye gitmemek için mazeret raporu alıyor.Herkes de bu durumu çok beğeniyor.Türkiye en umutlu dönemine girdi diye piyasalar bayram ediyor.İmam hatip okullarının önünde başı bağlı kızlar çığlık çığlığa.Üniversite kapıları da aynı durumda.Kız öğrencileri polis dağıtıyor.Ama Meclis Başkanı’nın hanımı başında türbanıyla devlet protokolünde yerini alıyor.Madem devlet en üst düzeyde türbanla temsil edilebiliyor o zaman öğrenci kızların günahı ne?Dünyada hangi devletin iktidar partisi lideri, başbakanı, meclis başkanı ve birçok bakan eşinin başı kapalı olur da öğrencilere türban baskısı uygulanır?Türkiye’de işler bir komedi halini aldı.Absürt tiyatro yazarlarına taş çıkaracak bir boyuta geldi.Hukukla siyaset arasındaki çelişki devam ettikçe bu oyun çok sahnelenir.