Aylardan beri can çekiştiği söylenen hükümete ömür biçme denemelerinden sıkıldıysanız gelin sizinle başka iklimlere ve farklı düşüncelere yelken açalım. Kont Lev Tolstoy’a, Yasnaya Polyana adlı çiftliğine kapanarak insanlığın kurtuluşunu düşünen bu soylu yazara kulak verelim. Göbeğine kadar uzanan beyaz sakalıyla, basit bir köylü gibi yaşamayı seçen bu önemli kafa, ömrünün son yıllarında kendisi dahil olmak üzere birçok sanatçının yalan söylendiğini yazıyordu. Ona göre dünya edebiyatının devleri sahtekardı. Shakespeare, Dante, Stendhal, Balzac gibi isimlerin eserleri hepten yanlıştı. Çünkü sanatın esas işlevini gözardı etmiş ve kalemlerini “insanoğluna yardım etmek” için kullanmamışlardı. Yaşlı Tolstoy’a göre sanatın ancak tek bir amacı olabilirdi: İnsanların yeryüzündeki yaşamını kolaylaştırmak, onlara doğru yolu göstermek ve hepsini iyilik yapmaya yönlendirmek. Dünyayı ancak “iyilik” kurtarabilirdi. Tolstoy narin ve kırılgan iyiliğin, zalim kötülüğü yenmesini istiyordu. İnsanlar zaten acı çekiyor ve şu ölümlü dünyada birbirine kötülük yaparak çektikleri acıyı bin kat artırıyorlardı. Bu yüzden, insanlığa yardım etmeyen ve onları iyiliğe yöneltmeyen sanatçıların hepsi suçluyu, hepsi sahtekardı. Koca Tolstoy kendi eserini de reddediyordu. Tolstoy’un düşüncelerini Türkiye’ye uyarladığımız zaman aklımıza binbir soru takılıyor: Zaten hastalıklarla, ölümlerle, kazalarla, yoksullukla boğuşmakta olan insanlarımız neden birbirini çekemiyor ve neden hayatı karşıdakine zehretmek için uğraş veriyor? Her yerde ölümcül bir rekabet! İnanılmaz bir kıskançlık! Öyle bir kıskançlık ki bu, “Benim de olsun!” özlemine değil, “Onun da olmasın!” nefretine dayanıyor. Olumlu da değil, olumsuz da birleşme niyetini yansıtıyor. Siyaset, iş alemi, medya, sanat, spor ortamları hep birbirine kin kusan insanlarla dolu. Kimse kimseyi sevmiyor. Hiçkimse bir arkadaşının başarısına tahammül edemiyor.
Oysa başka bir mantıkla, ayrı bir psikolojiyle şu topraklar cennete dönüşebilirdi. İnsanlar ortak çıkarlara yönelebilir ve dünyayı birbirleri için daha katlanabilir hale getirebilirlerdi. Ne yazık ki böyle olmuyor ve Tolstoy’un dediği gibi sanat da insanlara yardım etme misyonu üstlenmiyor. Karacaoğlan yıllar önce demişti ki : “Üç derdim var birbirinden seçilmez, Bir yoksulluk, bir ayrılık, bir ölüm” Haklı olan Tolstoy ve Karacaoğlan’dır. İnsanlığın temel dertleri bütün yapay sorunlardan önce gelir.
