Tony Blair’in Kelly soruşturmasında ifade vermesi, Britanya demokrasisinin ne kadar güçlü ve derin köklere sahip olduğunu göstermesi bakımından önemli.Türkiye gibi iktidarda bulunana dokunulmayan ve bir kişiyi sorgulayabilmek için ancak gözden düşmesinin beklendiği bir ülkede, bu soruşturmadan alacağımız çok ders var.Ama iş, Başbakan Tony Blair’in ifade vermesiyle bitmiyor.Hatırlarsanız Irak savaşının başladığı günlerde, bu köşede defalarca Bush ve Blair’in savaş kararı yüzünden yargılanacaklarını yazmıştım.Buna bütün kalbimle inanıyorum.Blair şimdilik sadece Kelly’nin ölümüyle ilgili ifade veriyor ama bu iş daha da ötelere gidecek.Çünkü George W. Bush adlı Amerikalıyla Tony Blair adlı İngiliz kafa kafaya verdiler ve dünya kamuoyunu kandırmaya çalıştılar.Irak’ta kitle imha silahlan bulunduğunu öne sürdüler.Hans Blix ve silah denetçilerinin raporları onları yalanlıyordu ama gizli servis raporlarını bu yönde çarpıttılar.Çünkü bu savaşı mutlaka çıkartmak istiyorlardı.Şimdi Tony Blair “Kitle imha silahları bu savaşın tek nedeni değildi!” diyor.Ama savaştan önce böyle konuşmuyordu. Ellerinde ikna edici deliller bulunduğunu anlatıyordu.Hatta bu “deliller” Türkiye’ye de gönderilmiş ve zamanın Başbakanı Ecevit tarafından “Amerika ikna olduysa biz de ikna olmuşuzdur!” diye yorumlanmıştı.Şimdi iyice ortaya çıkti ki Irak’ta kitle imha silahı falan yok.Olsaydı bile, eğer bir rejim bu duruma düştüğünde bile kitle imha silahı kullanmazsa, nasıl bir tehdit oluşturur ki?Amerika’da da ibre George Bush’un aleyhine dönüyor.İnsanoğlu aptal değil.Hani o ünlü sözde denildiği gibi “Bazen herkesi, uzun dönemde de bazılarını kandırabilirsiniz. Ama herkesi her zaman kandırmak mümkün değildir!”Saddam diktatörlüğü iğrenç ve insanlık dışı bir rejimdi ama bu, Amerika ve İngiltere’ye, yaptıktan katliam için bir gerekçe olamaz.Eğer niyetleri bu olsaydı Suudi Arabistan’dan başlayarak dünyadaki bütün dikta rejimlerini deviriyor olmaları gerekirdi.Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer geçen yılın kasım ayında “Savaş açmanın da bir hukuku vardır!” demişti. O günden beri de bu görüşünde ısrar ediyor.Eğer Türkiye hiç yalpalamadan, kapalı kapılar ardında sözler vermeden bu görüşün arkasında durabilseydi bugün çok rahat bir durumda olurdu.Ne yaparsın ki “hukuk” sözü herkesin tüylerini diken diken ediyor.Ama er ya da geç herkes gelip yargının önünde hesap veriyor.ABD Başkanı’nı ve Britanya Başbakanı’nı bekleyen akıbet de bu.Hiç kuşkunuz olmasın.
