Vicdan ne işe yarar? Yenir mi içilir mi, yoksa yaralara mi sürülür? Ya insaf? Kim insafın tanımını yapabilir? Bu kavramlar insanlarda ya vardır, ya yoktur. Bazı çevrelerde neredeyse kaybolmaya başlayan bu duygular, bir toplumun ölçüsüdür. İnsanları bir arada tutmayı, karşılıklı saygı ve hoşgörünün yerleşmesini sağlar.
Türkiye’deki yeni zenginlerin arsız gösterişleri, toplum vicdanını yaralamaya başladı. Bu çevrenin partilerde nasıl eğlendiğini, neler takıp takıştırdığını, hangi parfümleri sürüp sürüştürdüğünü anlatan yayın organları var. Şimdi televizyon programlarında da aynı manzaralar görülüyor: Gece yarısı birbirini havuza atan insanlar, aşırı bir harcama çılgınlığı ve içinde en ufak bir zevk duygusu barındırmayan şamatalar… Türkiye’nin anlı şanlı şarkıcıları da her sünnet düğününde, her nişanda boy gösterip şarkı söylüyor. Bir bakıyorsunuz, düğünlerde dolarlar saçılıyor insanların başına, dövizler yağıyor. Ve bütün bunlar ülkenin Cumhurbaşkanının, bakanlarının gözü önünde olup bitiyor. Şimdi de Hattatlar’ın düğünü gündemde. Devlete onca vergi borcu takmış olan insanlar, kraliyet düğünlerinde görülmeyecek bir gösteriş sergiliyorlar. Hem ayıp, hem çirkin. İki genç evlenirken düğün yapmak ve şenlik düzenlemek dünyanın her köşesinde, en eski geleneklerden biridir. Bizde de erkek tarafının düğün yapması geleneği vardır. Akıllı uslu, ölçülü ve belli sınırlar içinde kaldığı sürece buna kimse bir şey demiyor. Ne var ki iş bu sınırları aşıp da, milletin gözünün içine batan bir servet gösterisine dönüşünce skandal boyutuna geliyor.
Almanya’da, İsveç’de, Fransa’da bizimkilerin boy ölçüşemeyeceği zenginler vardır. Ama onlar yaşamlarını ve servetlerini sere serpe halkın gözünün önüne sermezler. Yıllar önce Stockholm’de bir kürkçü dükkanının vitrininde bir pelerin gözüme ilişmişti. Üzerinde inanılmayacak kadar yüksek bir fiyat etiketi vardı. Bu basit görünümlü gri kumaş parçası, yanındaki vizon ve astraganlardan çok daha pahalıydı. Merak edip sordum. O ucuz kumaşın içte kalan kısmının dünyanın en pahalı Chinchilla’sıyla kaplı olduğunu söylediler. Kıymetli kürk içte kalıyordu ve dışardan hiç belli olmuyordu. Bizimkiler böyle bir kürk alsa herhalde ters yüz eder giyerlerdi. Çünkü Türk zenginleri için, başkalarının gözüne sokulmayan ve “Bak benim nelerim var, senin de var mı?” tavrına yol açmayan servetin hiçbir değeri yok. Bakalım, bu sabır taşı gibi halk ne zamana kadar böyle sessiz duracak?
