Bu ülkede onurlu ve vicdan sahibi insanların yaşadığını görmek sevindirici oluyor. Geçenlerde yayınladığım “Sanıkların da Hakları Vardır” yazısına çok olumlu tepkiler geldi. O yazıda, İSKİ’deki görevini kötüye kullanmaktan dolayı yargılanan Ergun Göknel’in, “vur abalıya” der gibi yaşamımın didik didik edilmesini ve kamuoyu önünde kişiliğinin parçalanmasını eleştiriyordum. Henüz bir sanık olduğu unutulmamalıydı. Ayrıca suçu kesinleşse ve mahkum olsa bile, bunun cezası yasalarda belirtilmişti. Biz toplum olarak, ayrı cezalar yaratmaya çalışmamalıydık. Yazının sonunda bu tavrımın Ergun Göknel’in suçlandığı yolsuzlukları savunmak anlamına gelmediğini de vurgulamıştım. Buna rağmen bir okuyucumuz yazıyı yanlış yorumlamış ve “Sizin gibi bir insan hırsızları nasıl savunur?” diye mektup yazmış. Ama bu tepki bir tek mektupla sınırlı kaldı. Telefon eden, faks ve mektup gönderen bir çok okuyucu, “Esen rüzgara karşı çıktığım ve insan hakları konusunda uyarıda bulunduğum” için teşekkür ettiler. Sağlıklı düşünen ve daha adil bir Türkiye’yi özleyen duyarlı okurların varlığını hissetmek bu köşenin ödülü ve benim kişisel mutluluğum oluyor. Okurlarıma teşekkür ediyorum. Ayrıca Türkiye’deki her “insanca girişimi” desteklemeyi kural haline getiren sevgili dostum Hıncal da bir yazıyla bana destek verdi. Sağolsun.

Dikkat ediyor musunuz bilmem, kamuoyunda Ergun Göknel konusunda esen rüzgarlar yön değiştiriyor. Çünkü herkes farketti ki Türkiye’de bugüne kadar yapılan ve yapılmakta olan bütün hırsızlıklar, rüşvetleri, yolsuzluklan Ergun Göknel’e fatura etme çabası var. Ne Karayolları kaldı ortada, ne Emlak Bankası, ne İlksan… Varsa yoksa İSKİ ve Ergun Göknel. Yukarda saydıklarım da rastlantıyla su yüzüne çıkanlar. Buz dağının sadece su üstünde kalan bölümü. SABAH’ın manşetinde dikkat çektiği bu konu kamuoyunun gündemine girdi. İkinci konu da Ergun Göknel’in bağlanarak ve itilip kakılarak dolaştırılması. Bunun gerekçesi “kaçmasına karşı önlem almak” olamaz. Bu tutum, bizim “vur deyince öldürmek” huyumuzun bir uzantısıdır. Onca kalabalığın, polisin ve memurun arasında nasıl kaçar adam? Bu görüntüler de kamu vicdanını yaraladı ve karşı sesler yükselmeye başladı.

Temiz toplum istiyorsak buna bir “günah keçisi” bulup, bütün suçları onun üstüne atarak ulaşamayız. Temiz toplum, topyekün bir arınmadır. Ve ne yazık ki toplu hesap sormanın İtalya’daki boyutlarına ulaşmamız çok zor görünüyor. Çünkü çok kişinin eli kirli.