Çevirmenlere hayranımdır;
yaptıkları işe şapka çıkarırım
ama başlıktaki İtalyanca de-
yim"Çevirmenler haindir!" anlamı-
na gelen ve uluslararası toplantılar-
da çok sık duyulan bir şaka.
Çevirmen ve hain kelimelerinin
benzerliğinden ileri gelen, bu ünlü
şakayı anma nedenim ise; Dışişleri
Bakanlığı'nın açıkladığı çeviri yan-
lışlığı.
Yeni ABD başkanı George W.
Bush'un ilk resmi mektubu Anka-
ra'ya ulaştığında bir şaşkınlık yaşan-
mış ve böyle bir nezaket mektubun-
da bile "ilerde önümüze çıkacak
engeller" den sözedilmesi içimizin
hafifçe burulmasına neden olmuş-
tu.
Bu konu üzerine epeyce yazılıp
çizildi ve "engeller" in neler olabi-
leceği tartışıldı.
Şimdi Dışişleri Bakanlığı'nın
açıklamasından öğreniyoruz ki; me-
tin yanlış tercüme edildiği için hata-
lı bir anlama ortaya çıkmış.
Bush, mektubunda "challen-
ge" kavramına yer veriyormuş. İşte
bu kavram "engel" olarak çevril-
miş.
Bu köşenin devamlı okurları ha-
tırlarlar: Türkçede "challenge" ke-
limesinin bulunmadığı, çünkü böy-
le bir kavramın mevcut olmadığı
konusunda bir kaç yazı yayımlamış-
tım. Bazı okuyucularımız da buna
itiraz etmiş ve challenge kelimesinin
"meydan okuma" olarak karşıla-
nabileceğini bildirmişlerdi.
Onların görüşlerini saygı ile kar-
şılamış ama Türkçede challenge ke-
limesi ve kavramının mevcut olma-
dığı yönündeki düşüncemi koru-
muştum.
Çünkü challenge; "bir riski
göze alma", "zor bir durumla
başa çıkma cesaretine sahip
olma" gibi bir anlam içeriyor.
Meydan okumada biraz tehdit tonu
var.
Bush'un bize (muhtemelen Irak
konusunda) hatırlattığı ise meydan
okuma değil, güçlükleri birlikte gö-
ğüsleme cesareti.
★★★
İtalyanlar, saygıdeğer çevir-
menleri şaka bile olsa bu dere-
ce ağır bir dille hırpalamakta haklı
olamaz ama çeviri konusunda
epeyce canları yanmış anlaşılan.
Michelangelo'nun (1475-
1564) "Musa" heykeli bunun en
çarpıcı örneği.
Ünlü peygamber heykelini gö-
renler, onun başındaki iki boynuza
şaşmaktan kendini alamaz: Pey-
gambere boynuz takılmıştır. Yalnız
bu heykelde değil, bütün rönesans
resminde Musa peygamber başın-
da iki boynuz taşır haliyle gösteril-
miştir.
Oysa peygamberin boynuzla ne
gibi bir ilgisi olabilir?
Bu müthiş yanlışlık çeviri hata-
sından kaynaklanıyor.
Tevrat'ı İbraniceden Latinceye
çeviren ilk çevirmen müthiş bir hata
yapmış ve "güneş ışını" kelimesini
"boynuz" diye çevirmiş.
İtalyanlar da kendilerine çok pa-
halıya mal olan bu hatanın intika-
mını, başlığa aldığım sözle vermiş-
ler: Traduttori traditori.
Yine de bu hatalar benim, çevir-
menlerimize hayran olmama ve on-
ların olganüstü emeğine saygı duy-
mama engel değil.
Çok yaşasın çevirmenler!
