Bu başlığı benim attığımı sanan okur yanı-lıyor. Çünkü başlık 1918 yılında Yeni İs-tanbul gazetesinde yazan Abdullah Cevdet'e ait.

Birinci Dünya Savaşı felaketi sonrasında, ül-keyi harbe ve yıkıma sürüklemiş olan İttihatçıla-rın ardından şöyle yazıyor:

"Türkiye halkı bu harbe girmeyi istemedi, Türkiye halkı Ermeni kıyımı yapmadı. Türkiye halkı, Suriye'nin ayan ve eşrafını asmadı. Kabul ettim, fakat bu cinayetleri kim yaptı? Yapanlar nerede, ne oldu? Mazlum Türkiye! Seni öldü-renleri kucağında tuttukça ve onları nefret ve tik-sinme ile anmaksızın sulh masasının başına, ken-dini 'Cemiyeti Akvam' azasından addederek gi-demeyeceksin. Süratle katettiğin bu yavaşlık ve tereddüt yolunun sonu tarihin girdabıdır. Sen ey Türkiye! Sen nereye gidiyorsun?"

***

Yine 1918 yılında Söz gazetesi suçluları yedi grupta topluyor.

Bunlar özetle; bilfiil kötülük yapmış olanlar, bu kişileri kendi çıkarları için kullananlar, gizli ör-gütte görevli olanlar, kısmen ufak rütbedeki su-baylar ile hapishanelerden kurtarılmış kabadayı-lar, yolsuzluklara ses çıkarmamış hatta onayla-mış ve karışmış milletvekilleri, her cinayeti, her icraatı alkışlayan, yalanlarla ortalığı aldatan ve İttihatçı paşalar lehine yayın yapan gazeteler, kâr ve servet peşinde koşarak hükümetin devamına yardım edenler, bir takım paşa ve beylere dalka-vukluk yapanlar.

***

İttihatçıların tasfiye edildiği dönemde padişah tarafından Ayan Reisliğine atanan Ahmet Rı-za Bey, mecliste bir teşekkür konuşması yapı-yor ve padişahın "vahşiyane öldürülen Ermeni-lerin, asılan sürülen Arapların" öksüz ve dullarını sefaletten kurtaracağını ileri sürüyor.

Bu konuşma mecliste tartışmalara yol açıyor. Türkler'in de zarar gördüğü dile getiriliyor.

***

İçtihad gazetesinde, Keçecizade İzzet Fuat Paşa imzalı makalede şöyle deniyor: "İnsanlı-ğa karşı inkâr edilemeyecek İttihatçı davranışla-rının vuku bulduğunu itiraftan başka çare olma-dığı yönünden, bunu şerefli, asilane ve tereddüt-süz, büyük bir kavmin şanına layık biçimde ilan etmek, bugünün en acil görevidir."

***

Yukarıdaki alıntıları değerli araştırmacı Or-han Koloğlu'nun "Aydınlarımızın Bunalım Yılı 1918" adlı kitabından aktardım. (Boyut Ya-yınları)

Kitabı okuduğunuzda, tartıştığımız meselele-rin 1918 yılından bu yana ne kadar az değiştiği-ni görüp hayrete düşüyor ve siz de Abdullah Cevdet gibi "Türkiye nereye gidiyorsun?" diye sormadan edemiyorsunuz.

Hele kitapta yer alan bir karikatür sanki bu-gün çizilmiş gibi.

20 Şubat 1919 tarihli Diken'de yayımlanan karikatürde, değişik halklar, kendilerine ait giysi-ler içinde ve uygar bir biçimde yürüyorlar. Bir köşede ise fesli iki Türk birbirinin gırtlağını sık-makla meşgul.

Karikatürün alt yazısı şöyle: "Herkes hazırlığı-nı bitirmiş haklarını savunmaya gidiyor; biz hâlâ aramızda boğuşmakla meşgulüz."...