ŞİMDİ herkesin yüklendiği Tansu Çiller, bir zamanlar etkili çevrenin sevgilisiydi.
Ülkenin makus talihini değiştireceğine inandıkları bu hanımı yere göğe koyamıyordu kimse.
Oysa Çiller o zaman da aynı insandı, şimdi de aynı.
Servetini, siyasete girdikten sonra edinmedi ki.
İnanılmaz ölçülere ulaşmış serveti, ilk zamanlar kimseyi rahatsız etmiyordu.
Bu konuda soru soranları da görmezden geliyorlardı.
Affınıza sığınarak belirteyim ki Çiller'in genel başkan seçildiği kurultay öncesinde, bu servetin açıklanması gerektiğine dikkat çeken tek köşe, kulunuzun Sabah gazetesindeki köşesiydi.
Birkaç gün bu konuyu işlemiş, ülkede esen genel hayranlık rüzgarının karşısına dikilmiş ve Çiller, bu servetin kaynağı açıklanmadan Başbakan olursa ülkenin büyük sıkıntıya gireceğini, bu konunun er geç gündeme geleceğini vurgulamıştık.
Ama burası Türkiye.
Kimse kalkıp da "Haklı çıktın kardeşim." demez. Neyse!
***
BİZİM elit çevrelerimizin kafasında başbakan adayları da vardır. İktidarı ele geçirince huysuzluk yapmayacak, makul(!) davranacak, söz dinleyecek kişileri seçer ve bunları başbakanlığa hazırlarlar.
Bu namzetlere holdinglerden danışman maaşı bağlanır, her türlü masrafları onlar tarafından görülür.
Bu adaylarda aranan birinci özellik uysal, orta zekalı ve hayatta hiçbir sivriliğe bulaşamayacak kadar vasat olmalarıdır.
Çünkü Türkiye'de başbakan, ülkenin lideri değil, kasanın bekçisidir.
Önemi de buradadır.
İstediğine para verir, istemediğine vermez. İstediği şirkete trilyonlar aktarır, istemediğini batırır.
Bütün kavga bunun için verilir işte.
Türkiye başkanlık sistemini ve bunun diktatör yaratma sakıncalarını konuşmakla boşuna vakit kaybediyor.
Çünkü bir Türk başbakanının elindeki yetki, hiçbir başkanın elinde yoktur.
Çünkü başbakan memleketi babasının çiftliği gibi görür ve istediğine ihsanda bulunur.
Banka açma izni verir, ihale sonuçlarıyla oynar.
Kimse de hesap sormaz ondan.
Başbakanlardan hesap sorulması adet olmamıştır. Sadece rahmetli Menderes bir kazaya uğramıştır, o da bugünkülerin yanında masum bir çocuk gibi saf kalır.
***
BU yazıyı nasıl bitirmeli acaba?
"Ne utanmaz köpekleriz / Kimi görsek etekleriz!" diyen şair sözünü hatırlatarak mı,
yoksa İsrail'den yürütme "Bir başkadır benim memleketim" şarkısını söyleyerek mi?
75. Yıl Marşı'nı söylemeye hiç kalkışmıyorum bile. Çünkü dört - beş kez dinledim ama benim müzik kulağım o eklektik melodiyi ezberlemeye müsait değil.
Bir "hürriyet ülkesi" olduğumuzu tekrarlayan o marşı tekrarlayabilen birisi çıkarsa madalya vereceğim.
