Bu ülkenin çocukları ya arabesk şarkıcısı olmak istiyor, ya pop yıldızı ya da futbolcu. Ergenlik çağında fasulye sırığı gibi uzayan kızlarımızın en büyük hayali ise mankenlik. Çünkü çocuklar televizyonlarda sürekli bu mesleklere mensup kişileri seyrediyor ve onlarla yatıp, onlarla kalkıyorlar. Türkiye’nin kahramanları ya arabeskçi, ya futbolcu, ya pop yıldızı ya da manken. Etkili ve yetkili çevreler, kendi çocuklarını yurt dışında okuturken, halk çocuklarına bu kişileri model olarak sunuyorlar. Özel televizyon devri öncesinde “pavyon” diye bir kavram vardı. Kapılarında kırmızı mavi neonla isimleri yazılan, içleri izbe ve döküntü, sahne adı verilen daracık yerde bir takım magandaların höykürdüğü ve hayatını sıra dışı yollardan kazanan kızların müşteri kazanmak için şarkı adı altında bir şeyler mırıldandığı, bol bol cinsellik ve ilkellik kokan “pavyon” lar toplum hayatının dışındaydı. Dolayısıyla marjinaldiler. Ancak meraklıları giderdi buralara. Sağ olsunlar; bir takım televizyon kanalları bu marjinal tipleri ekrana taşıya taşıya iyice parlattılar, yaldızladılar ve bu ülkenin kahramanları haline getirdiler. Yani pavyonlara nur yağdı. Eskiden kıyıda köşede kalmış ne kadar at cambazı varsa ülke gündeminin baş sıralarına oturdu. Türkiye gibi eğrinin doğrudan kolay kolay ayrılamadığı bir ülkede güncel olmak, saygınlık anlamına gelir. Dolayısıyla bu kişiler toplumda bir matematikçinin, bir yazarın, bir yargıcın, bir ressamın, bir öğretmenin kavuşamadığı biçimde saygı görmeye başladılar. Sonuçta ayaklar baş, başlar ayak oldu. Ülkenin aydınları bile “Zaman sana uymazsa sen zamana uy!” kuralını benimseyerek pavyon artistlerinin önünde eğilmeye başladılar. Bu durumda kimsenin çocukları suçlamaya hakkı yok. Bu tohum ekildi, bu ekin biçilecek. Eğer etkili ve yetkili kadrolar, pavyon artistleri yerine bir takım başka değerleri öne çıkarsalardı, çocuklarımız onlara da özenebilirdi. Ama bugün hangi çocuk kalkıp da Cahit Arf gibi bir matematikçi olmak ister? Yazarlarını, şairlerini hapislerde süründürmüş, bazılarını da Sabahattin Ali gibi öldürmüş, yazı adamlarını bir ömür boyu süründürmüş olan bir ülkede hangi çocuk yazar olmak ister?Bu yazıya “rating” kelimesi kullanılarak itiraz edilebilir. Halk böyle istiyorsa, televizyonlar da bunu vermek zorundadır gibi sığ liberal görüşler seslendirilebilir. Ama gerçek böyle değil. Televizyonlar kendi seyirci kitlelerini kendileri yarattılar. Yıllarca beyin yıkadılar ve sonunda ne kadar kara cümlesi bozuk, arsız insan varsa toplumun kahramanı haline getirdiler. Halk doğal gelişmesi içinde bunları zaten tasfiye ediyordu ama sürece müdahale ettiler. Bu yüzden ülkenin gençliği, dolayısıyla geleceği kayıptır. Bu da bir çeşit “Türk nihilizmi!”