İhtilal dönemlerinde askerler, sivillere güvenmez. Bir kısmını “vatan haini”, kalanını da “gafil” olarak görme eğilimine girerlerdi. Bu değer yargılarının dayandığı temel “Biz ve Onlar” ayrımıdır. Ülkeyi koruyan askerler, biz yurttaşlardan farklıdır. Son günlerdeki gelişmelere bakınca devleti yöneten sivillerin de aynı görüşe sahip olduğunu görüyorum. Onlar da “Biz ve Onlar” diye düşünüyor ve zaman zaman memleket meselelerine neden karıştığımıza hayret ediyorlar. Kafalarındaki modele göre devlet işleri sadece onlardan sorulur. Her şeyi en iyi onlar bilirler. Gafil basın ve vatandaş, kendisinin nasıl yönetildiğiyle ilgili her soru sorduğunda “maazallah rejimle oynar”, “tahrikte bulunur” ve “üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokar.” Şu koca ülke, parası, malı, mülkü, insanı ve bütün zenginlikleriyle onlarındır. İstediklerine istedikleri kadar verirler. Kimsenin karışmaya hakkı yoktur. Ortaya çıkınca da “Verdimse verdim.” diye kestirip atarlar. Bazı kişileri zengin ederler ama herhalde biz fanilerin anlayamayacağı yüksek devlet menfaatleri söz konusudur ki en ufak bir soru sormaya kalktığımızda sözü ağzımıza tıkarlar. Yolsuzluk iddiaları gökyüzüne çıktığında bile, sağlıklı bir soruşturma yapılmasını engeller ve suçlanan kişinin önüne geçerler. Çünkü o “devlete hizmeti geçmiş bir zat” dır. Bu kutsal görevi yapanlar sıradan vatandaşa karşı korumak da liderin baş görevidir.

Konuşmalarına yansıyan tavır, bu ülkenin sahibi olduklarına inandıklarını gösterir. Sanki babalarından kalan bir çiftliği yönetir gibidirler. Onların “irade-i şahane”lerine kim karşı çıkabilir? Kim onlardan hesap sorabilir? Bazen basın denilen baş ağrısı araya girer. Hiç konuşulmaması gereken yüksek devlet meselelerini kurcalar ve gereksiz sorular sorar. Bazı ihale yolsuzluklarını, rüşvetleri, talanları, yetki istismarlarını yayınlar baş sayfalarda. Büyüklerimizi en çok sinirlendiren yayınlar bunlardır. Durup dururken basına da ne oluyordur? Devlet meseleleri onları ne ilgilendirir?

Vergi verirken canı yanan yurttaşlar, gerçekten yurttaş olup tebaa konumundan kurtuldukları gün bu çiftlik ağalarının saltanatı sona erecek. Demokrasilerde de hesap sorulur ve bu hesabı soranların başında vergi mükellefleri gelir. Çiftlik ağalarının devlet meselelerine karıştırmak istemedikleri yurttaşlar, devletin gerçek sahibidirler. Çünkü devletin harcadığı her kuruşu onlar öder. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının da, bati demokrasilerindeki yurttaşlar gibi “gerçek patron” olduklarının bilincine varmalarını dört gözle bekliyorum. Çünkü “çiftlik ağaları” sinirime dokunuyor.