SHP kongresinden sonra Aydın Güven Gürkan, iç mücadeleyi çok çabuk başlattı. Karayalçın’ın bakanlık önerilerini, “Bir iddiası olduğu ve bunu sürdürdüğü” gerekçesiyle geri çeviren Gürkan, SHP meclis grubunun başına geçerek ikinci bir genel başkan konumuna girmek istiyor. Gürkancılar’ın uğraştığı strateji bu. Buna gerekçe olarak da Murat Karayalçın’ın milletvekili olmadığı ve bu yüzden gruba başkanlık edemeyeceği öne sürülüyor. Oysa gerçek böyle değil. Murat Karayalçın bakan olduğu andan itibaren, Anayasa’ya göre milletvekillerinin bütün haklarına sahip oluyor. Anayasa’nın 112’nci maddesi bu konuyu çok açık bir dille tanımlamakta: 112’nci maddenin ilgili bölümünü birlikte okuyalım: “Bakanlar Kurulu üyelerinden milletvekili olmayanlar; 81’inci maddede yazılı şekilde Millet Meclisi önünde ant içerler ve bakan sıfatını taşıdıkları sürece milletvekillerinin tabi oldukları kayıt ve şartlara uyarlar ve yasama dokunulmazlığına sahip bulunurlar. Bunlar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri gibi ödenek ve yolluk alırlar.
Anayasa maddesi bu konuda hiç bir kuşkuya yer bırakmadan, Murat Karayalçın’ın bakan sıfatıyla, milletvekillerine tanınan haklardan yararlanacağını belirtiyor. Buna elbette grup başkanı olma hakkı da dahil.
Zaten, Danıştay’ın Murat Karayalçın’ın Belediye Başkanlığını sürdürüp sürdüremeyeceği konusundaki görüşü de aynı gerekçeye dayandırılmakta. Danıştay görüşünün gerekçesinde, Belediye Başkanlığının bir kamu görevi olduğu ve Murat Karayalçın’ın milletvekili sıfatı kazanacağı için bunu sürdürmesine olanak bulunmadığı belirtilmişti.
Böylece Anayasa, SHP içinde sahneye konmak istenen bir oyunu bozarak, grup başkanlığı yetkisini Murat Karayalçın’a veriyor. Kaldı ki işin doğrusu da bu. Demokratik bir yarış yapılmıştır ve SHP delegeleri dört aday içinden Murat Karayalçın’ı genel başkanlığa layık görmüştür. Bu irade belirir belirmez diğer başkan adaylarının, rekabet duygularından sıyrılıp yeni genel başkanın yanında yer almaları gerekir. Dünyanın bütün demokrasilerinde kural budur. SHP’nin sorunu partideki güçleri dengelemekten çok, önümüzdeki Mart seçimlerinde ne yapacağı sorunudur. Bu da ancak birlik ve beraberlikle başarılabilir. Kamuoyunun ve delegenin Murat Karayalçın’a tanıdığı şansı, kendi partisindeki arkadaşlarının da içlerine sindirmeleri gerekiyor.
