DÜNYAYLA eşzamanlı yaşamamız giderek zorlaşmakta.
Biz bir yana gidiyoruz, dünya öte yana!
Dünya 21. yüzyıla girerken biz ayrı bir çağa doğru kayıyoruz.
20. yüzyılın başında da böyleydik.
Mesela, Rusya'yla anlaşıp Osmanlı'nın kanına ekmek doğrama planları yapan İngiltere'yi öylesine yakın dostumuz sanıyorduk ki, vapurdan inen yeni İngiliz sefirinin atlı arabasından atları çözüp, koşumları sırtlayarak kendimiz çekip götürmüştük sefarete.
Hükümetinin binbir gizli planını kafasında taşıyan mağrur İngiliz sefiri, arabasını çekip ötüren zavallı, saf İstanbul ahalisine nasıl bakmıştı kimbilir, neler düşünmüştü?
İngilize bel bağlayan basın ve halk birkaç yıl sonra yanıldığını anlayacak, köy kahvelerine kadar "İngiliz kalleştir!" sözü yayılacak ama işten geçmiş olacaktı.
Bütün bunlar dünyayı tanımamaktan, dünyayla eşzamanlı davranmamaktan ileri geliyordu.
Rus tehlikesine karşı Osmanlı'yı destekleyen İngiltere'nin artık Alman tehdidine karşı Rusya ile ilişkilerini geliştirdiğini ve bu yüzden Osmanlı'yı gözden çıkardığını görememiştik.
Sanki dünyada tek başımıza yaşıyormuşuz gibi kendimizi iç kavgaların şehvetli söz dalaşlarına kaptırıp gitmiştik.
Şimdi de farklı bir şey yaptığımız yok.
***
1997 yılında uğraştığımız konulara bakın!
Şeriat, tarikat, Kuran kursları, partiler arasındaki düşmanlık, üniversitelerde birbirine satırla girişen öğrenciler, rejim değiştirme hevesleri...
Oysa ülkedeki gelir dağılımı, akıl almaz ölçüde bozulmuş.
Sistem zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapmak ekseni üzerinde toplumu hızar gibi ikiye biçiyor.
Nüfusu yüzde 20'lik dilimlere ayıracak olursanız; en üstteki yüzde 20'lik kesim milli gelirin yüzde 54'ünü kazanmakta.
En alttaki yüzde 20'lik bölüm ise, milli gelirin sadece yüzde 4'üyle yetinmek zorunda.
Böyle bir ülkeyi demokrasiyle idare etmek son derece zor!
Bu yüzden gelsin devlet baskısı, çeteler, rüşvet, polis dayağı...
KORKUNÇ GERÇEK
Susurluk komisyonunda bir kez daha belirtilen korkunç gerçek tüylerimizi ürpertiyor: Belgelere göre, bu ülkede 16 bin faili meçhul cinayet işlenmiş.
Yaralama, kaçırma, dövme, sövme, gasp gibi suçları katarsanız bu sayı yüz binlere çıkacak.
Sadece 16 bin faili meçhul cinayet.
Yani birileri, 16 bin Türkiye Cumhuriyeti yurttaşını öldürmüş ve yakalanmamış.
Şimdi elini kolunu sallaya sallaya aramızda geziyorlar.
Böyle bir ülkede hangi kolluk gücünden, hangi demokrasiden, hangi devlet hakimiyetinden, hangi yargıdan sözediyorsunuz?
16 bin ölü...
"Dile kolay" diyeceğim ama diyemiyorum.
Dile bile kolay gelmiyor.
***
İNTERNET devrimi, enformasyon otoyolu, elektronik para dolaşımı, bilgi akışı ve eğlenceyi birleştiren dev proje ve dünyayı değiştirmek üzere olan gen teknolojisi ise, buradan bakıldığında Mars gezegenindeki kayalar kadar uzak görünmekte.
