Bugüne kadar gezip gördüğüm her ülke, dünya denilen gezegende, yaşadığının farkında. Diğer ülkelerle birlikte yaşama kurallarına riayet etmesi gerektiğini hissediyor. Ama ne yazık ki Türkiye’de bu refleks giderek kaybolmakta. Dünyada kendimizi tek başımıza hissediyor ve kalan herkesi düşman ilan ediyoruz. Ve sonuç olarak da dünyaya kafa tutuyor, meydan okuyoruz. Ama dünya yine bildiği gibi dönmeye devam ediyor.

İtalya’ya karşı gösterilen tepkilerin giderek haklılık sınırlarını zorlar hale dönüşmesi artık basının ve hükümetin de dikkatini çekmekte. Yabancı televizyonlarda durmadan tekrarlanan bu görüntüler Türkiye’nin aleyhine oluyor. Yıkılan bayraklar, linç girişimleri,” verin öldürelim!” haykırışları, İtalyan hükümetine savrulan ağza alınmayacak küfürler, kazma sapları ile dövülen insanlar, dünya basınının gündeminde. Bütün görüntüler Türkiye ile ilgili ” barbar” ön yargısını beslemekten başka bir işe yaramıyor. Halkımız barbar değil ama ne yazık ki bir avuç insanın, gösterilerde aşırıya kaçması bize bu damgayı yapıştırıyor. Juventus gibi ünlü bir takımın” can güvenliği” gerekçesiyle İstanbul’a gelmeyişinin, bu görüntülerle birleştiğini düşünsenize.

Türkiye dünyada yalnız değil. İtalyan mallarına boykot ederiz elbette ama onlar da bizden ithalatı keserler. Ayrıca bu iş bitse bile sıradan İtalyan ve Avrupa yurttaşlarının hafızasındaki korkutucu görüntüler uzun süre silinmeyecek. Bunun etkilerini önümüzdeki turizm sezonunda göreceğimizden hiç kuşkunuz olmasın. Milyonlarca Avrupalı turistin Türkiye seyahatini iptal etmesinin faturası az buz olmaz!

Türkiye’deki gösterilerin yayınlanmasından sonra İtalya’da Apo’nun iadesini isteyenlerin sayısında düşme olmuş.Bu durumda gösteriler yarar mı sağladı zarar mı, düşünmek gerekir. Türkiye küpüne zarar veren keskin sirke gibi.

Ve ne yazık ki herkes yangına körükle gidiyor.