Basra Körfezi’nde on beş İngiliz askerin İran tarafından gözaltına alınması, bu ülkenin dünya geriliminin odağına oturtulması sürecinde önemli bir aşama. Artık gündemde ve hedefte İran var. Günde 1.5 milyar dolar petrol geliri olan Basra Körfezi’ndeki her olay, dünya ekonomisini de fena sallıyor. Uzmanlar petrol fiyatlarının akıl almaz boyutlara yükselebileceğini söylüyor. Biz bu işi uzmanlarına bırakıp Türkiye’nin konumuna gelelim. Parçalanan Irak, kurulmakta olan Kürdistan, Şii-Sünni iç savaşı, Kerkük referandumu, İran’ın nükleer programı, PKK, İsrail, Lübnan, Hizbullah, Filistin, Hamas gibi birçok kelimeyi alt alta yazdığınız zaman Türkiye’nin nasıl bir belanın içine düşmekte olduğu açıkça görülüyor. Çünkü çok katmanlı, çok boyutlu, çok denklemli bir sorun bu. Ankara hükümetinin Hamas liderleriyle görüşmesinin bile ne gibi sorunlar yarattığını düşününce, durumun hassasiyeti daha iyi anlaşılıyor. Artık Atatürk’ün “Orta Doğu’ya bulaşmama” doktrini tarihte kalmış gibi görünüyor. Çünkü uluslararası irade bizi adım adım bir Orta Doğu devleti olmaya itti. Bugün Türkiye’nin birçok noktasında karşınıza çıkan “Orta Doğulu” görüntü, bir rastlantı değil, sadece bu büyük kaymanın, kültürde ve gündelik yaşamdaki belirtileri. AKP iktidarının temel misyonu buydu ve yavaş yavaş yerine getiriyor. Artık Türkiye Avrupa’da bir oyuncu değil ama Orta Doğu’daki önemli güçlerden biri. Peki Türkiye’nin Orta Doğu’daki rolü ne? Yukarıda saydığımız birçok belalı sorun karşısında ne gibi bir tavır takınacak? Bu konularda benim kafam net! Çünkü Ankara hükümetlerinin neyi yapıp, neyi yapamayacağını çok iyi biliyorum artık. Türkiye bu çatışmalarda taraftır. Bakmayın siz İslam kökenli hükümetlerin, “Arap kardeşlerimiz”, “Filistin’le dayanışma içindeyiz!” vs. sözlerine. Bunlar politik olarak söylenen ve sadece ağızda kalan laflar. Amerika’nın Orta Doğu’daki çıkarları Amerika-İsrail-Türkiye-Kürdistan ekseninden geçiyor. AKP iktidarı bu eksenin dışında önemli bir karar alamaz, başka güçlerle ittifak içine giremez. Bu iktidara göre, çok daha keskin Batı ve İsrail karşıtı konuşmalar yapan Erbakan’ın bile İsrail anlaşmalarını nasıl imzaladığını unutmayın. Bu eksenin şimdilik tek aksayan ayağı, Türkiye-Kürdistan ilişkileri. Yakında bu sorunun da nasıl çözüldüğünü hep birlikte izleyeceğiz. Zaten hiç beklenmedik ağızlardan, bu yönde konuşmalar duyulmaya başlandı bile. Önümüzde gergin ve heyecanlı günler var. Gazetelerdeki haber bombardımanı ve gündelik gelişmelerin yarattığı toz duman içinde yitip gitmez de olayları Amerika-İsrail-Türkiye-Kürdistan eksenini göz önünde tutarak yorumlarsak, sanırım ki yanılmayız. Unutmayalım ki İncirlik, incir yetiştirilen bir alanın adı değildir.