Geçen hafta Aya İrini’de çok güzel bir sergi açıldı. Osman Okkan’ın büyük gayretleriyle kotarılan “Türkiye Yunanistan Çağdaş Resim Sergisi” iki halkın birbirini yeniden keşfetmeleri sürecine katkıda bulunması bakımından önemliydi.Çünkü iki ülke arasında yüzyıllara dayanan ilişkiler sürüp gitmiyor.Hatta tam tersine, büyük bir kopukluk var.Beş yüz yıl bir arada yaşayan iki kültür elbette birbirine çok benzeyen ortak noktalar geliştirmişti.Rumlar zaten Osmanlı tebaası olduğu için, bu ülkenin kültürünü oluşturan en sağlam halkalardan biriydiler.Ama bağımsızlık mücadeleleri sonucunda Yunanistan Osmanlı’dan koptuktan sonra bu ilişki zayıfladı.Büyük nüfus mübadeleleri de bu süreci hızlandırdı.6/7 Eylül trajedisine kadar uzanan birçok olay iki halkı birbirinden uzaklaştırdı.Bu nedenle Yunanistan’da Türkiye’yi bilmeyen, kültürüne hiçbir aşinalık hissetmeyen kuşaklar yetişmeye başladı.İki ülkede de bu yeni kuşaklar birbirine karşı düşmanlık duygusuyla yetiştirildi.Özellikle Amerikan kitle kültürünün bunca egemen olduğu bir dünyada, bir Yunanlı gençle, Türk genci arasında hiçbir ilişki kalmadı dersem abartmış olmam sanıyorum.Bu yüzden, hepimizin kafasına yerleşmiş bulunan Türkler ve Yunanlılar birbirini iyi tanır, dostturlar klişesini silip atmamız gerekiyor.Yeni kuşaklar birbirini hiç tanımıyor.Bu ilişkinin tekrar canlandırılması ve iki komşu ülkenin birbirini tanıması gerekiyor.Ben buna “yeniden keşfetme” diyorum.Zaten keşfedilmiş bir şey yeniden keşfedilir mi diyeceksiniz?Bence edilebilir.Türkiye ve Yunanistan gibi, bir zamanlar iç içe yaşamış ama sonra araya uzun kopukluk dönemi girmiş kültürlerde başka bir çare de yoktur zaten.İşte Aya İrini’deki sergi bu bakımdan önemliydi.Yunanlı dost sanatçılarla çeyrek yüzyılı aşan ortak çalışmalarım sırasında hiçbir zaman sığınmadığımız rakı-uzo, cacık-musakka, sirtaki-sirto düzeyinden farklı boyutları aramamız gerekiyor.İki ülke birbirinin çağdaş edebiyatını, resmini, müziğini, mimarisini tanıyarak daha sağlıklı bir ilişki kurar.İşte yeni komşuluk süreci bu.