YİNE ölçüyü kaçırdık.
Yine tadında bırakamadık işi.
TIME dergisi anketinden söz ediyorum. Bazı arkadaşlarla birlikte ben de bu köşede, kampanyanın başlangıcında uyarmış ve "Bu işi toplumsal bir isteriye dönüştürmeyelim" demiştim.
Ne var ki kendi aklından başka hiçbir şeyi beğenmeyenler, Kanije savunması yapar gibi sarılmışlardı bu işe.
Şimdi dünya Türkiye'ye gülüyor.
Guardian gazetesi "İsimler açıklandığı zaman Türklerin suratında yumurta patlayacak!" diyor.
Atatürk müzikte Elvis Presley'in, Bob Dylan'ın ve Madonna'nın önünde, bilimde Einstein'ı geçmiş...
Gazi Mustafa Kemal'e bundan büyük kötülüğü kimse yapamazdı.
***
TÜRKİYE'nin başağırlılarından birisi de, yöneticilerin ve toplum önünde laf edenlerin çoğunun dünyayı bilmeyişi.
Belki New York'a, Paris'e, Londra'ya gidip gelmişlerdir, oralarda okuyanları bile olmuştur ama gördükleri Beşinci Cadde'deki Bijan'la, La Fayette mağazası arasında bir yerlere sıkışıp kalmıştır.
Dünya entelejansiyasının duygularını bilmez, düşüncelerini ölçemezler.
Bu ortamı iyi bilenlerin söylediğine de aldırmaz, kendilerini kaptırdıkları öfkenin baldan tatlı bulamacında, kör cahil bir şehvetle savunurlar önyargılarını.
Sonra da kenara çekiliverirler!
***
DUYUYOR musunuz: Dünya bizimle alay ediyor!
Hadi beyler, şimdi silin bu lekeyi Türkiye'nin alnından.
Manşetinden alay yazıları yayınlayan Guardian ve diğer yayın organlarını yalanlayın.
Ucuz milliyetçilik ratingi uğruna, Atatürk'ü ve Türkiye'yi soktuğunuz bu utanç darboğazından kurtarın.
***
HER şey kolaycılıktan ve köşe dönme anlayışından kaynaklanıyor.
TIME dergisine faks çekeceksin ve böylece Atatürk'ü dünyanın en önemli adamı yapacaksın.
Ama bu arada o büyük adamın adını verdiğin havaalanının her yanı dökülecek.
Onun kurduğu ülke, kanserli bir gövde gibi çetelerle, yolsuzluklarla, yüksek enflasyonla sarılacak.
Ama sen mektup yazarak Atatürk'ü birinci yapacaksın!
Ne kolay iş!
Fransa, Charles De Gaulle konusunda böyle bir isteriye kapılıp kendini rezil etmiyor ama liderin adını verdiği havaalanını ve meydanı dünyanın gözbebeği haline getiriyor.
Hangisi doğru acaba?
