Akdeniz Oyunlarında iki haltercinin doping yapması, sadece sporu ilgilendiren bir konu değildir. Dünyada doping yapan sporculara, şike yapan futbol takımlarına, elenen sporculara örnek bulmak kolay. Ama iki haltercinin doping yapması, Türkiye’deki “köşe dönme” yarışının bir belirtisi. Ve ne yazık ki sadece spor alanında kalmıyor.
ÇÜRÜME… İnsan toplulukları sadece yazılı yasalarla değil, milyonlarca küçük ilişkinin, geleneğin ve kültürün oluşturduğu bir ağla bağlıdır.Örneğin, bir aile yemek masasındayken 18 yaşındaki genç irisi oğlanın, 80 yaşındaki dedesini dövmesini engelleyecek özel önlemler yoktur. Genç torun böyle yapamayacağını iliğinde kemiğinde duyar. Öyle yetiştirilmiş ve öyle koşullanmıştır. Bu koşullanma ortadan kalktığı zaman ne olur? Toplum kendini oluşturan ve bir arada tutan, uygar bir biçimde yaşamasını sağlayan bağlardan kurtulur. “Çivisi çıkmak” denen durum budur. “Kantarın topuzunu kaçırmak” budur. “Zıvanadan çıkmak” da böyle bir şeydi. Düşünün: iki gariban köylü çocuğu, Naim Süleymanoğlu’nun dünya çapındaki başarısını kıskanıyor. Altın madalya alacaklar. Atina’da Türk bayrağını çektirip İstiklal Marşını çaldıracaklar. Bütün Türkiye televizyonda seyredecek. Döndükleri zaman, devlet büyükleri alınlarından öpecek. Katlar, otomobiller hediye edilecek. Ondan sonra ver elini tatlıı hayat! Spor otomobillerde sarışın kızlar, piyanist şantörlü Tarabya lokantalarında itibar, masadan masaya JB viski göndermeler, assolistin başından aşağı onun adına dökülen pembe gül yaprakları… İçleri gıcıklanıyor çocukların. Sülalesi ezilmiş gariban takımının kurtuluş düşü! Halterde Şampiyon olmak için gereken sabır, çalışma yıllarca sürecek disiplinse çok zor, çok zahmetli… En iyisi; “İçivir lan ilacı… Gavur nereden anlayacak!” Sonra yakalanınca da televizyon kamerası önünde sinsi, kötü niyetli ve korkak bir bakışla; “Bize gomplo yaptılar, suyumuza neyin ilaç kattılar” kurnazlığı… Gene bu bir şey değil. Bu davranışlarıyla Naim’i de yakıyorlar. Kendi alanında dünyanın en büyük sporcusu olan “küçük dev adam” olimpiyatlar katılamama tehlikesiyle karşılaşıyor. Çünkü, “Vatanım, Milletim, Türkiye’m” diye buraya koştu ve T.C yurttaşı oldu. Ve kendisininkiyle ölçülemeyecek kadar çürük bir morele sahip olan kişilerle aynı takımda yer alıyor. Bu doping Türkiye’yi adım adım kaplayan “köşeyi dönüverme” özleminin bir belirtisi. Toplum olarak köşeyi döneceğiz galiba ama köşenin arkasında ne olduğundan pek emin değilim.
