Sosyal demokrat Halkçı Parti için böylesine yaşamsal önem taşıyan bir günde, bu yazıyı yayınlamamın nedeni, “sosyalist ahlak” anlayışına olan inancımdır. Sosyalizm, insan soyunun daha güzel ve daha adil bir dünyada yaşamak için duyduğu özlem ifadesidir. Dünyayı daha iyiye, daha doğruya ve daha güzele götürme mücadelesidir. Bu yüzden insan yaşamında ve düşüncesinde “kalite”yi sosyalizm savunur. Bu yüzden sosyalizm bilime saygı duyar. Bu yüzden sosyalizm bilimsel doğruları estetik bir güzellik duygusuyla birlikte düşünür. Bu anlayış yüzünden sosyalizm, insan soyunun yarattığı kültür birikiminin mirasçısı olmuştur. Böyle de olmaya devam edecektir. VE AHLAK… Dünya sosyalist geleneğinin önemli bir boyutu da, dayanışma, eşitlik, dürüstlük gibi kavramlara dayanan bir “sosyalist ahlak” geliştirmiş olmasıdır. Bu ahlak anlayışı Nazi orduları önünde, Vietnam savaşında, Güney Afrika apartheid politikasında ve daha binlerce olayda denenmiş, kendi dostluk ve dayanışma destanını yaratmıştır. VE SUÇLAR… Sosyalizm düşünce ve uygulama tarihine bakıldığında yalnızca onurlu sayfalar görülmez Sosyalizm adına davrandığını söyleyen ve zaman zaman iktidarı ele geçiren bir sürü psikopat, fırsatçı, zalim, diktatör gelip geçmiştir. 1917 Ekim devriminden sonra Martov ve Zinoviev davaları denilen cinayetlerle başlayıp günümüze kadar gelen bir suç dosyası da vardır sosyalizmin. Ve bir sürü ülkede binlerce çapsız kişi, sosyalizm maskesinin ardına gizlenerek, küçük hırslarını doyurma ve bütün beyinlerini kaplayan minicik iktidarlar yaratma hevesine kapılmışlardır. TÜRKİYE..Türkiye’deki sosyalizm tarihi de ne yazık ki, dünya sosyalizmindeki bu kötü geleneği sürdürme alışkanlığı edinmiştir. Sol her zaman bin bir parçaya bölünmüş, kendinden olmayan sola karşı amansız mücadelelere girişmiş ve esas düşman olarak bir başka sol grubu ya da kişiyi seçmiştir. Türkiye’de sol üzerine çok ağır baskılar uygulanmıştır. Ama sol, bu baskı dönemlerinden bütünleşerek, omuz omuza direnerek çıkacağına, daha çok bölünmüş, daha düşman kamplara ayrılmıştır. Dönem dönem İştirakçı Hilmi, Mustafa Suphi, Laz İsmail, Şefik Hüsnü, Hikmet Kıvılcımlı, Mihri Belli, Behice Boran ve daha birçok isim etrafında kavgalar yapılmıştır. Sol yıllarca kendi içinde dövüşmüş, gizli TKP mirasının kime ait olduğunu, 51 tevkifatında isim listesinin kimin karısında yakalandığı, tabutluklarda kimin itiraflarda bulunduğu dedikodularıyla ilgilenmiştir. Bunun sonunda düşmanlık, dedikodu, kara çalma dolu bir ortam yaratılmıştır. Kısacası Türkiye’de “solcu solcunun kurdu” olmuştur. Bence bu hastalığın baş nedeni, Türk solunun açıklıktan yoksun oluşudur. Yıllarca baskı altında kalan sol, bir türlü değişik düşüncelerin tartışıldığı bir temele dayanamamış, söylenti, dedikodu ve iftira yarasalarının volan vurduğu loş bir labirentte dolaşmıştır. YAŞADIĞIMIZ GÜNLER…İşte bugün yapılması gereken artık bu hastalıklı geleneğe dur demek ve “sosyalist ahlak’ın açıklığa dayanan tavrını benimsemektir. Son haftalarda ne yazık ki, gene o karmaşık labirentin hoş olmayan kokuları duyuluyor. Bir takım kişilerle ilgili iftiralar, kara çalmalar gündemde. Oysa durum çok açık SHP Türkiye’de iktidar olasılığı en yüksek partidir ve olağan bir kurultay yapmaktadır. İki parti üyesi, Genel Başkanlığa adaydır. İki aday da kendisinin partiye daha iyi hizmet vereceğini söylemektedir. Genel Başkanlığı sürdürmek istemesi Sayın Erdal İnönü’nün ne kadar hakkıysa, bu göreve talip olmak da Deniz Baykal ya da başka bir partilinin hakkıdır. Bu iki adaydan birini destekleyip, diğeri hakkında “Amerikancı”, “Özal destekçisi”, “gizli komplolarla tezgahlanıyor” gibi hayali suçlamalarda bulunmak, sosyalist ahlaka sığmaz. Bu dünyanın bütün sosyal demokrat partilerinde olduğu gibi, SHP’de de normal bir hizmet yarışıdır. DELEGEYE DÜŞEN…Siz sayın delegeler, örgütün güveniyle ve size verdiği görevle Ankara’dasınız. bugün kullanacağınız oyu etkilemek için girişilen tertip ve kandırmacaların sizi etkilememesi gerekiyor. Çünkü parti dışında hiçbir kurum ya da kişi partiye akıl hocalığı yapamaz. Kimse size akıl öğretemez. Kimse oyunuzun yönünü değiştirmek için, sizin yerinize düşündüğünü öne süremez. İnanıyorum ki, siz bu “akıl hocalarının” yönlendirme gayretlerine kapılmayıp, partiniz için doğru gördüğünüz seçimi yapacaksınız . Ve bu kurultayla dosta düşmana göstereceksiniz ki, SHP delegesi bir takım “akıl hocaları” tarafından oynatılan “kukla” değildir. SHP Kurultayı bir kabzımal dövüşü değil, bilinçli sosyal demokrat delegenin bir olgunluk eseridir. Bugün sizin sağduyunuza, açık ve dürüst seçiminize, sosyalist ahlak anlayışı içinde doğru bildiğinizi yapmanıza ihtiyacımız var. Ne diyordu Orhan Veli “Sarhoş oldum da seni hatırladım yine, Sol elim, Acemi elim, Zavallı elim” Sol elimizi, “acemi ve zavallı” olarak hatırlanmaktan kurtarın. Sizi ve kurultayınızı kutluyorum.
