Artık Türkiye'de olmaz dediğimiz şeyler oluyor ve biz içinde yetiştiğimiz bu ülkeyi tanıyamaz hale geliyoruz. İnsan ilişkileri, değerler, namus ve ahlak anlayışı hızla eriyip yerini vahşi bir çıkar ve ihtiras savaşına bırakmakta. Gazeteleri okuyup, televizyon haberlerini dinledikçe şaşkınlıktan donup kalıyoruz. Bu artık bizim bildiğimiz Türkiye değil. İçinde yetiştiğimiz saygılı, sevgili ülke değil. Yeni barbarları tanımakta güçlük çekiyoruz.
***
Türkiye birkaç gündür, Mersin Orduevi'ndeki iğrenç cinayetle sarsılmakta. Emekli bir albayın eşi, orduevindeki üç er tarafından tecavüze uğruyor, başına odunla vuruluyor, misinayla boğulmaya ve şahdamarı kesilmeye çalışılıyor ve sonra tornavida ve bıçak darbeleriyle öldürülerek denize atılıyor. Üç katil, kadıncağıza, boynu kesildikten sonra da tecavüz ediyorlar.
***
Peki bu genç katiller kim? Nerede ve hangi etkiler altında yetiştiler? Nasıl bu kadar acımasız, hunhar ve duygusuz olabiliyorlar? Tecavüz ettikleri zavallı kadından intikam almak için "Hadi şunun yüz şeklini değiştirelim!" diyerek, savunmasız kurbanının yüzünü parçalayan genç ve onu zevkle izleyen arkadaşları hangi eğitim sisteminde, hangi Türk töresinde ve hangi ortamda boy attılar? Bence günün en önemli soruları bunlar! İçine sürüklenmekte olduğumuz toplumsal cinnet, daha da ürkütücü boyutlara ulaşmadan, bu soruların zerine ciddiyetle eğilmeliyiz!
***
Elimde yetki olsa, bu üç katili yargılamakla yetinmez ve onların ruh iklimini anlamaya çalışırım. Hangi okullarda yetiştiler? Aile ilişkileri nasıldı? Cinselliği nasıl ve nereden öğrendiler? Hangi şarkıcılara meftun oldular? Hangi gazeteleri okudular? Hangi televizyonlarda, hangi programları seyrettiler? Geçen seçimlerde hangi partilere oy verdiler? Hangi takımı tutup, hangi spor dalından zevk aldılar? Bu soruların cevapları birçok şeyi açığa çıkaracak. Zaten bu cevapları da üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliriz. Bu katiller herhalde Vivaldi, Abdülkadir Meragi gibi bestecileri ya da Ruhi Su'yu dinleyip, Sait Faik okumadılar. Televizyon ekranında da herhalde Doğan Hızlan'ın kitap programını izlemediler. Bu vahşilerin kültürel haritasını ve onları besleyen bataklığı kestirmemiz mümkün ama yine de kapsamlı bir araştırma yapılması ve bu eğilimlerin kesinkes ortaya çıkarılması yararlı olur.
***
Adalet Bakanlığı, böyle bir çalışma yapabilir mi? Ya da araştırmacılara izin verir mi bilemiyorum ama bence bu iş bir an önce gerçekleştirilmeli ki hepimizin yaşamını tehdit eden bu vahşi bataklık kurutulsun. Gençlerimizi teker teker ideolojik, seksolojik, sportif, dini, ulusal nedenlerle katil yapan mekanizmalar ortaya çıkarılsın.
***
Bu yazının, Adalet Bakanlığı'na bir çağrı olarak algılanmasını diliyorum.
MERSİN ÜNİVERSİTESİ KIYIMI
Profesör Asaf Savaş Akat gibi değerli bir bilim adamının Bilgi Üniversitesi rektörlüğüne gelmesi bizi mutlu etti. Bir başka mutluluk da dostumuz Profesör Zafer Üskül'ün Mersin Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne dekan seçilmesi olacaktı. Ne yazık ki YÖK Genel Kurulu 1. sıradaki aday olan Zafer Üskül'ün atamasını yapmadı. Ayrıca üniversiteye denetçiler göndererek Rektör Profesör Vural Ülkü'ye, listeleri değiştirmesi için baskı yapıldığı söylentileri yaygınlık kazanıyor. Bilim heyecanıyla yola çıkan bir üniversite, ideolojik ambargolarla ezilmek isteniyor. Tek çare, duyarlı kamuoyunun bu kıyıma sessiz kalmaması tek çare.
