Türkiye’de politika yapmayı, arap sabunuyla kaplı mermer bir salonda, rugan pabuçla dans etmeye benzetirim. Zor ve kaynak bir iştir. Hele de solda politika yapıyorsanız işiniz daha da zorlaşır: Yetişmiş insanlarını hoyratça savuran ve biraz sivrilen arkadaşlarını dedikodularla yok etmeye alışmış bir geleneğin içine düşmüşsünüz demektir. SHP’deki üç genel başkan adayını, bir televizyon programında konuşmaya davet ettiğim zaman bu güçlükleri biliyor ve içinde bulundukları durumun bir tedirginlik yaratacağını düşünüyordum. Yanılmamışım. Adaylar gergin ve tedirgindi. Türkiye’nin büyük bir partisinin genel başkanlığına oynamak ve on beş gün sonra başbakan yardımcısı olacağını bilmek elbette bir gerginlik yaratır. Ama adaylarda bunu da aşan bir rahatsızlık vardı. Bence bunun temeli, SHP delegesi ile, kamuoyu arasındaki derin anlayış farkına dayanıyor. SHP delegelerinin çoğu, kamuoyunda esen rüzgarlara kapalı. Dolayısıyla aday olarak söyleyeceğiniz sözlerin hem kamuoyunu hem de SHP delegesini memnun etmesine olanak yok. Ya kesin bir tercih yapacaksınız ya da orta yoldan hiçbir kesimi fazla rahatsız etmeyen sözler söyleyeceksiniz. Aydın Güven Gürkan bu tercihi delege yönünde yapmış gibi görünüyor. Kamuoyu ve medyanın karşısına delege desteğiyle çıkmayı düşünüyor. Murat Karayalçın daha ihtiyatlı. Partiyle birlikte Türkiye’yi de düşünen bir lider konumunda. SHP’li bir politikacı ama kendisini geleneksel çizgi dışındaki düşünce ve gruplara kapatmıyor. “Dönüşüm” dediğinde SHP’deki değil, Türkiye’deki dönüşümü amaçlıyor. Yüksel Çakmur ise ilk kez bu programda kendi partisini ve SHP liderliğini açık biçimde eleştiriyor. Bu bakımdan, öz eleştiri yapan ilk SHP’li lider özelliği kazanıyor. SHP yönetimi ile basın arasındaki gerginlikte, meydanın yanında yer tutuyor. İnönü ve genel merkezin İSKİ konusundaki politikalarını onaylamıyor.
Bu akşam izleyeceğiniz gergin tartışmada, adaylar arasında gittikçe derinleşen çelişkiler ve görüş farklılıkları ortaya çıktığını göreceksiniz. Aydın Güven Gürkan, Kürt-Alevi-sol ittifakına dayalı bir partinin, daha sola kaymış, ödünsüz çizgisini amaçlıyor. Murat Karayalçın, değişen Türkiye’de demokratik uzlaşmalara dayalı ve geniş kitleleri kucaklayan, modern ve öncü bir sol parti peşinde. Yüksel Çakmur ise radikal önlemler konusunda Gürkan’a, kamuoyuna kapanmama konusunda Karayalçın’a yakın duruyor. Üç adayın da işi zor. Hele başbakan yardımcısı olduktan sonra daha da zor. Kendilerine başarılar diliyor ve yoğun programları arasında kırmayıp davetimize katıldıkları için yürekten teşekkür ediyorum.
