Anlaşılan Ulusal Program iki tarafı da pek memnun ede-
medi. Avrupa Birliği yanlıla-
rı programı yetersiz buldular, Türki-
ye'nin dünya ile bütünleşmesine kar-
şı çıkanlar ise bu programı bir "tesli-
miyet belgesi" gibi nitelemeye kal-
kıştılar. Önümüzdeki yılların bu tartış-
mayla geçeceği kesin gibi birşey.
Çünkü saflar tutuluyor, yeni
dengeler oluşuyor ve Türkiye'nin
bu tarihsel dönemecinde Avrupa
Birliği üyeliğinden yana olanlarla,
karşı olanlar antagonist biçimde
karşı karşıya geliyor.
Türkiye öyle kritik bir noktaya
geldi ki; bu sorun, geçmiş dönemle-
rin ideolojik, dinsel ve etnik
kamplarını bile ayırıp yeni yapılarda
buluşmaya zorluyor.
Eğer önümüzdeki dönemde, es-
kiden solcu bildiğiniz önemli bir ismi
MHP ile birlikte Avrupa Birliği karşı-
tı cephede el ele görürseniz hiç şaşır-
mayın.
Aynı biçimde, eskiden sağcı ola-
rak tanınan bir isim, Avrupa Birli-
ği'nden yana solcularla kol kola girer-
se yine şaşırmayın.
Çünkü Türkiye'de kartlar tek-
rar karılıyor ve değişimden yana
olanlarla, karşı olanlar ayrışıyor.
***
Böyle bir tavır değişikliğini Sovyet-
ler Birliği de yaşadı.
Eski dönemde "ilerici" denildiği
zaman komünistler akla gelir ve rejim
karşıtları "gerici" olarak nitelenirdi.
Sovyetler Birliği çöktükten sonra
bu terminoloji tamamen değişti ve
"gerici" sözü komünistler için kul-
lanılır oldu. Türkiye'de de "ilerici-
gerici" kavramları yerinden oyna-
mış görünüyor.
Avrupa Birliği; yani Ata-
türk'ün "muasır medeniyet" i
ile bütünleşmeye karşı çıkan Ke-
malistlerle karşılaşmak bile beni
pek fazla şaşırtmayacak.
***
Ulusal Program bir Tanzi-
mat Fermanı anlamına
gelmiyor.
Hatta daha ileri ve daha ce-
sur bir metin bile aynı anlamı
taşımayacak.
Ulusal Program, Mustafa
Kemal'in Türkiye Cumhuri-
yeti uygarlık projesinin bir
devamı niteliğinde.
Savaş sırasında bile Batı devlet-
lerini karşısına almamaya özen gös-
teren, Batı aleyhine hiçbir söz etme-
yen ve savaş biter bitmez yeni kuru-
lan ülkenin eğitimini ve uygarlığını
Avrupa esaslarına göre düzenleyen
iradenin 21. yüzyılda sürdürülmesi
anlamına geliyor.
Müzik eğitimi sistemi için Paul
Hindemith'i davet eden zihniyetin
bir sonucu.
Bu yüzden Ulusal Program'ı ka-
ralamaya ve bir teslimiyet olarak gör-
meye çalışan Kemalist ve milliyetçi
odaklar, şimdiden büyük bir açmazın
içine sürüklenmiş durumda.
***
Avrupa Birliği çatısı altında birara-
ya gelen ülkelerin hiçbiri, Türkiye
Cumhuriyeti'nin gerçekleştirdiği kül-
tür ve uygarlık değiştirme eylemini
yapmadı.
İsveç bir kuzey ülkesi olarak kal-
dı, İspanya bir Akdeniz ülkesi olma-
yı sürdürdü.
Yunanistan, kimliğini, müziğini,
yemek zevkini korudu ve hiçbir za-
man İsveç'e benzemedi.
Alfabesini de değiştirmedi.
Bizim 1920'lerde geçirdiği-
miz büyük değişimin yanında,
Avrupa Birliği üyeliği hiç kalır.
Bu ülke zaten çoktan beri yüzünü
Avrupa'ya dönmüş durumda.
Bu açıdan baktığınızda, Avrupa
Birliği üyeliği, Türkiye'nin kendi kül-
türel kimliğine daha fazla sahip çık-
ması anlamına bile gelebilir.
Avrupa'nın bazı ülkelerinin
taklidi olacağımıza, o birliğin,
kendi kimliğini ve kültürünü
koruyan onurlu bir üyesi ola-
lım; daha iyidir!
