İtalyan basını, Lady Di’nin ölüm anındaki fotoğraflarını yayınlamış, İngiltere ise buna tepki gösteriyor. Oysa fotoğrafa baktığınız zaman, bizde her gün yayınlanan vahşet fotoğraf ve filmleri yanında çok masum kaldığını görüyorsunuz. Bizim toplum, böyle şeyleri göre göre biraz alıştı galiba. Sokakta kocası tarafından bıçaklanan kadının görüntüleri, trafik kazasında ağır yaralanan ve acil servise koşturulan birisinin sedyedeki filmleri, ceset resimleri alışılmış görüntüler arasında. Oysa hepimiz biliyoruz ki 11 Eylülde yıkılan kulelerden bir tek dehşet karesi yansımadı dünyaya. Binlerce kişi öldü ama hiçbirini teşhir etmediler. Almanya’daki bir tren kazasında ölümler sadece sayı olarak verildi, bir damla kan yansımadı ekrana. Bunun çok önemli bir ayrıntı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu şekilde ölmek hiç temenni edilmemesine rağmen herkesin başına gelebilir. Kendinizin veya yakınlarınızın bu şekilde resimlerinin yayınlanmasını ister miydiniz?

Hepimiz ölümlü olduğumuzu biliriz. Ama bu ölümü hem kendimiz, hem yakınlarımız, hem de çocuklarımız için normal yoldan bir ölüm olarak algılarız. Dünya tarihinde idam edilen, kazalarda ya da cinayetlerde ölen milyonlarca insan vardır ama hiç kimse kendisine bu biçimde bir son düşünmemiştir. Herkes, bir hastalıktan dolayı yatağında öleceğini düşünür. Ama milyonlarca insan başka biçimde can verir. Bunun garantisi olmadığına göre, hepimizi yakından ilgilendiren bir kuraldan söz ediyoruz demektir. Yalnız canlıların değil, ölülerin de hakları vardır ve bu haklara saygı göstermek gerekir. Bu saygıyı en başta basın göstermeli. Almanya’daki sansasyon gazetesi Bild için bir espri vardır. Gazeteyi yan tuttuğun zaman “Aman dikkat et kan yere akacak!” derler. Bizim gazete ve televizyonlar, kendini bu hale getirmemeli.