BEŞ yıldan bu yana, **kutup-laşma** tehlikesine dikkat çe-ken yazılar yayınlıyorum.

94 seçimlerinden ya da **Refah iktidarından** çok önce kaleme alınmış olan bu yazı-lar, **Kürt, siyasal İslam** ve re-aksiyon olarak gelişen **Türk milliyetçiliği** kamplaşması-nın, bu ülkede kanamalara neden olabileceğini belirtiyor-du.

Ama korkunun ecele fayda-sı yok.

Hele yazılı uyarıların hiçbir kıymet - i harbiyesi bulunmu-yor.

***

NE yazık ki kutuplaşmanın tam göbeğindeyiz. İstanbul gibi büyük şehirlerimiz, mahalle ma-halle bölünmüş durumda.

Seçim sonuçlarını belirten renkli haritaları in-celediğinizde partilerin yurt sathına dengeli bir biçimde yayıldığını göremiyorsunuz.

Bazı bölgeler ve şehirler tamamen yeşil, ba-zıları turuncu, bazıları mavi!

***

BİR şeyi iyi biliyorum ki, bu duruma gelmiş o-lan bir ülkede işler kolay yürümez.

Er geç bir belayla karşı karşıya gelirsiniz.

Ülkeyi bir arada tutan ortak kavramlar, yerini sonu gelmez bir ayrışmaya bırakmışsa işiniz zordur.

Bizi birleştiren **yüzde 95'i** bırakıp, ayrıştıran **yüzde 5'lerin** peşine düşülürse, zabıta tedbirle-ri yetmez olur.

Bunun tek çaresi ortak zemin arayışıdır.

Bizi ayıran değil, birleştiren öğelerin sürekli vurgulanmasıdır.

***

**TÜRKİYE**'deki kamplaşmanın etkileri, basın-da da kendisini gösteriyor.

Yazarlar birbirlerine karşı kalemlerini sivrilt-miş durumda.

Oysa köşe yazarları on gün kalemlerini, bir-leştirici ve bütünleştirici yolda kullansalar, ül-kedeki gerilim azalır.

Mesela laik kesime ait bir yazar, samimi dindarları savunan bir yazı yazsa; "**Din bir iç zenginliğidir**" diyerek maneviyatı, İslam değer-lerini ön plana çıkarsa,

İslami kesimin bir yazarı; "**Siyasi olarak bi-zim kampta yer almayan her arkadaşımızı din düşmanı olarak nitelememiz yanlıştır**" dese,

solcu bir yazar: "**Bu ülkeyi gerçekten seven samimi milliyetçilerin tümünü mafya ve suç örgütü bağlamında düşünmeyelim**" önerisini getirse,

milliyetçi, muhafazakar bir yazar, "**Yıllardır süren kan davasında solcu aydınların çektiği acıları gözardı edemeyiz. Onlar da bu ülkenin evladı**" diye başlasa yazısına,

inanın insanlar arasındaki kör dövüşü azalır.

Ben kendi payıma, bu anlayışı vurgulamaya çalışıyorum ama ortalık o kadar önyargılı ve keskin ki, böyle cümlelerimiz arada kaynayıp gidiyor.