AKLI başında olan herkes kabul eder ki, bugün Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu şey; iç barış ve uzlaşma.

Mecliste alınan seçim kararının bu amaca hizmet etmeyeceği, tam tersine mevcut kavgaları daha da keskinleştireceği ve düşmanlıkları derinleştireceği kaygılarını taşıyorum.

Hiçbir ülke 8.5 aylık yoğun bir seçim kampanyasını taşıyamaz.

Hele Türkiye gibi, seçim mücadelelerinin kıran kırana geçtiği bir ülkede 8.5 ay gibi bir süreyi aklım almıyor.

***

SEÇİM mücadeleleri daha şimdiden manşetlere tırmandı.

Adaylar telaffuz ediliyor.

Çok yakında yıpratma kampanyaları da başlayacak.

Belki görüşümü biraz kötümser ya da aşırı ihtiyatlı bulabilirsiniz ama seçim ve af sözlerinin erken telaffuz edilişi, art niyetlilere zemin hazırlıyor.

Genel ve yerel seçimlerde herhangi bir kişiyi kendisine rakip olarak gören aday adayı, dosyalar hazırlama peşine düştü.

Yakında havada dosyalar uçuşmaya başlayacak ve bunların bir bölümü - her seçimde yaşandığı gibi - iftira mahiyetinde olacak.

Kaçak inşaat mafyası, kazmasını küreğini hazırlıyor.

Düşmanı olanlar ve kan davası güdenler, işleyecekleri cinayeti aftan önceye sıkıştırma acelesi içine girdi.

Önümüzdeki 8.5 ay toz duman içinde geçecek.

Ne sağlıklı bir bütçe hazırlanabilecek, ne toplum mühendisleri geleceği planlayabilecek, ne de ihtiyaç duyduğumuz iç barışı sağlayacak adımlar atılabilecek.

***

SEÇİM kararının alınışından sonra yabancı yatırımcılar Türkiye'ye ihtiyatla yaklaşmaya başladı ve borsadaki işlem hacmi 500 milyon doların altına düştü.

8.5 ay ekonomiden hayır beklemeyin.

Bürokrasi ise şimdiden seçime ayarladı kendisini.

***

MADEM ki bir kere ok yaydan çıktı, ülke seçim atmosferine girdi; yapılacak en doğru şey, seçimleri 1998 Kasım sonuna almak ve 1999 yılının kaybedilmesini önlemek.

CHP lideri Deniz Baykal uzun süreden beri geciken seçimin sakıncalarına dikkat çekiyor ve bu mantığı savunuyordu.

Şimdi DSP lideri Bülent Ecevit de seçimlerin Kasımda yapılmasını istediğine göre, iki sol parti yeni bir inisiyatif oluşturamaz mı?

Ülkeyi yönetenler, aldıkları kararı bir kez daha gözden geçirmeli.

***

1. not: Basında, 1994 yerel seçimlerine ilişkin, hatalı rakamlar yayınlanıyor.

Resmi sonuçlara göre İstanbul'da, Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde SHP'nin aldığı oy yüzde 20.3'tür. (Ne yazık ki çöplüklerdeki oyları sayma olanağımız yok.)

2. not: Bir yazımız yanlış anlaşılmış. Televizyonda yayınlanan kliplerin, dilimizi tahrip ettiğini belirttiğim yazımızda, gazete köşelerini göreceli olarak daha etkisiz bulduğumu belirtmiştim. Bu tanıma kendi köşem de dahildir.

Gazete satışlarını nüfusa oranladığınız zaman, bu durum kendiliğinden ortaya çıkar. Halkın ezici bölümü televizyonun etkisi altındadır.

Keşke ben yanılsaydım ve gazete köşelerini okuyanların, özellikle dille ilgili köşeleri izleyenlerin sayısı daha fazla olsaydı.