DÜN Ertuğrul Özkök, "Kravatsız İlişkiler" başlıklı yazısında İtalya Başbakanı Prodi ile Mesut Yılmaz'ın "informel" görüşeceğini belirtiyordu.
İnformel; yani resmiyet dışı, kuralsız, samimi bir hava.
"Kravatsız, ceketsiz bir görüşme programı."
BU yaklaşım Türkiye'de garip karşılanır. Çünkü siyasi gelenek, devlet adamının olağan insanlar gibi görünmeme esasına dayalı.
Halk, yöneticinin de kendisi gibi etten kemikten yapılmış bir adam olduğunu görmemeli.
Polis eskortları, kesilen yollar, korumalar, helikopterler, özel uçaklar ve siyah limuzinlerle yaratılan bir afur tafur, sokaktaki insanın aklını başından almalı.
BİZDE, devletin yurttaşla her karşılaşması büyük bir gövde gösterisine dönüşür.
Devlet sürekli olarak, farklılığını, sıradan ölümlerden üstün olduğunu vurgular.
Cumhurbaşkanından kaymakamına kadar böyledir bu.
ESKİDEN komünist rejimle yönetilen ülkelere gitmiş olanlar, bu atmosferi ve korkutucu devlet baba imgesini çok iyi bilirler.
Şimdi o ülkeler de değişiyor.
Devlet saltanatı görüntüsü hafifliyor.
Türkiye'de ise giderek abartılmakta.
GEÇEN yaz Yunanistan'ın Sisam (Samos) ve Ikaria adalarında konserlerimiz vardı.
Gruptaki arkadaşlarımızla birlikte Samos'a vardığımızda küçük bir grup karşıladı bizi.
İçlerinde iri yarı, sakallı bir adam rahat, babacan tavırları ve her işe koşturmasıyla dikkat çekiyordu.
Çiçekli bir gömlek vardı üstünde.
Bavullarımızı jipe taşımamıza yardım etti. Sonra direksiyona geçti. Hem kullanıyor, hem de ada hakkında bilgiler veriyordu bize.
Otele yerleşmemizle de o ilgilendi.
Akşam hepimizi otelden alıp lokantaya götürdü ve arkadaşlarımızın yemek siparişi vermesine yardım etti.
Bunca yakın ilgi karşısında biraz mahcup olmuş durumdaydık.
Maria Faranduri'ye adamın kim olduğunu sordum.
"Aaa" dedi "Tanışmadınız mı? Bu adaların valisidir o!"
İçine düştüğümüz şaşkınlığı tahmin edebiliyor musunuz?
O babacan adam, yalnız Sisam'ın değil, o yöredeki adaların seçilmiş valisiydi.
Ama vali oluşu, halkından kopmayı, eskortların arasına, limuzinlerin içine saklanmayı gerektirmemişti.
