"Vatana zararlı kimseleri ortadan kaldırmak için, genç subaylardan oluşan fedai şubeleri kuruluyor. Bir şube herhangi bir kimsenin vatana zararlı olduğuna kanaat getirirse gizli bir yargılama yapıp, infaz emri veriyor. İn- faz eğer bir tek kişi gerektiri- yorsa kura çekiliyor ve adı belirlenen kişi eyleme gön- deriliyor. Daha fazla kişi ge- rekiyorsa, görevlendirme ya- pılıyor. Bu fedailer infazı gerçekleştiriyorlar...Bu işler devletin imkanları kullanıla- rak yapılmaya başlanınca, olayın boyutu büsbütün bü- yüyor. Bir de "vatanı kurtar- mak" ve "vatan hainliği" gi- bi, sınırlarının çizilmesinin son derece güç olduğu kav- ramlar çerçevesinde davra- nıldığı için, iş tamamen kon- trolden çıkıyor."
Yok yok! Yanıldınız! Bu satırların Türkiye Cumhuriyeti, Susur- luk ve benzeri olaylarla hiç bir il- gisi yok.
Tamamen Jön Türk hareke- tini ve İttihat ve Terakki'yi an- latıyor.
İttihat ve Terakki denilince de benim aklıma, vatanı kurtar- mak için yola çıkan ve sonunda imparatorluğu batıran yarı ka- ranlık, ihtiraslı kişiler geliyor.
Princeton Üniversite- si'nin değerli bilim adam- larından Profesör Şükrü Hanioğlu, bu konuda müthiş bir kitap yazdı. "Bir Devrime Hazırlık, Jön Türkler 1902- 1908" adını taşıyan kitap; ya- kında İngilizce olarak Oxford University Press yayınlarından çıkacak. Kitap bir bakıma Hani- oğlu'nun daha önce aynı yayı- nevi tarafından 1995 yılında ya- yınlanan "Muhalefette Jön Türkler" çalışmasının devamı niteliğinde.
Kitabın tezi; 1906 yılına ka- dar entellektüel boyutu ağır basan Jön Türk ha- reketinin, bu tarihten itibaren Dr. Bahaeddin Şakir'in yeniden düzenlemesiyle tam bir ihtilalci komiteye dönüştüğü.
Örgüt, Makedonya'da faali- yet gösteren IMRO (Makedon Dahili Komitesi) ve Ermeni Taş- naksutyun komitelerinin örgüt- lenme biçimini benimsiyor.
Bu yeni modelde, Jön Türk hareketine yıllarca önderlik eden entellektüel liderler gitgide ikinci plana düşüyorlar ve yerlerine, örgütlenme alanında ustalaşmış kişiler geçiyor.
Bunların başında da Dr. Ba- haeddin Şakir ve daha sonra paşa olacak Talat Bey var.
Bu kişiler örgüt için, entellek- tüel birikimi gereksiz buluyorlar.
Dr. Bahaeddin, entelektüel konularda ustaca yorumlar ya- pamadığından yakınan bir örgüt mensubuna yazdığı gizli mektup- ta diyor ki: "Fazla bilgiye ge- rek yok. Bizim için en önem- li iki şey; örgütlenme ve ey- lemdir. Sizin bilgileriniz faz- la bile!"
(Devamı yarın)
