Profesör Şükrü Hanioğlu'nun yakında Oxford University Press tarafından yayınlanacak olan kitabı "Bir İhtilale Hazırlık, Jön Türkler 1902-1908", Meşrutiyet dönemi öncesinde Makedonya ortamındaki örgütlenmeyi anlatıyor.

İtttihatçılar, Müslüman çeteleri kendi bünyelerinde topluyor ve bunları Bulgar Komitacıları'ndan ele geçirdikleri silahlarla donatıyorlar.

Çakırcalı Efe'ye bile İttihatçılar'a katılarak Batı Anadolu'da harekete geçmesi için teklifte bulunuyorlar. Fakat çok dindar bir kişi olan Çakırcalı, Halife postunda oturan bir kişiye karşı gelmek için fetva gerektiğini söylüyor ve bu iş olmuyor.

Bu arada İttihat ve Terakki, "vatana zararlı kimseleri" ortadan kaldırmak için fedai şubeleri kuruyor.

Kendilerini "vatanı kurtarmakla" görevli sayan bu kişiler, kendi görüşleri açısından "vatan haini" saydıkları insanları birer birer öldürtüyorlar.

Bütün bunlar İttihat ve Terakki'ye, ihtilali gerçekleştirmek için önemli bir vurucu güç kazandırıyor ama kitabın daha sonra göstermeye çalıştığı gibi İttihat ve Terakki, bu vurucu kişiler yüzünden bir türlü Meşrutiyet sonrasının gerektirdiği normal bir siyasal partiye dönüşemiyor.

İktidara geldiği zaman, cinayetleri ve gizli kapaklı operasyonları devlet olanaklarını kullanarak yürütmeye başlıyor.

Bu insanların işledikleri cinayetlerin, "vatanı kurtarma" amacı taşıdığına kuşku yok ama bir kez böyle bir yapılanma ortaya çıkınca, daha sonra işi kontrol etme imkanı kalmıyor.

Bütün bunları İttihat ve Terakki'nin lider kadrosu da acı tecrübeler sonunda öğreniyor ama iş işten geçmiş oluyor.

Aslında her kuşak, illa kendi yanlışlarını yapıp, kendi deneyimlerini yaşamak zorunda kalmasa ve geçmişten ders çıkarsa ne iyi olurdu diye düşünüyorsunuz.

Çünkü İttihatçılar'ın bu yanlışları daha sonra da defalarca tekrarlandı.

***

Kitabın epilog bölümü; 1908 sonrasında büyük umutlarla kazanılan Meşrutiyet rejiminin, "vatan kurtarıcısı" rolüne soyunan para-militer bir örgütün yapısı nedeniyle, nasıl bir baskı rejimine dönüştüğünü göstermeye çalışıyor.

Bu 600 sayfalık kitabı önce İngilizce bilenlerin okumasını, daha sonra da Türkçe'ye çevrilerek geniş kitlelere ulaşmasını diliyorum.

Çünkü, bugün olup biten ve ülkeyi şaşkına çeviren karanlık olayları anlamak için, yakın tarihimizin öğrenilmesi gerekiyor.

Tanrı bu ülkeyi ve hepimizi yeni Bahaeddin Şakir'lerden ve vatan kurtarıcılarından korusun!