Dünya sanıyor ki Türkiye bombalarla yaralandı; İstanbul dehşet içinde kaldı, halk tedirgin, acılı ve kaygılı. Gelip de televizyonlarımıza bir göz atsalar durumu hemen kavrar ve Türkiye’nin böyle şeylere pabuç bırakmadığını anlayıverirler. Çünkü ekranlarda herkes sabahtan akşama kadar göbek atıyor. Güm güm de güm güm! Çak çak da çak çak! Oooh oooh! Aşağıdan yavrum aşağıdan! Sürüverin cezveyi kaaaynasın, Halime’min göbeği oooynasın!İnanmıyorsanız sabahları on buçuktan sonra televizyonunuzu açıp kanallar arasında şöyle bir gezinin. Bakalım göbek atılmayan program bulabilecek misiniz! Uzun ayaklı bir masa çevresine toplanmış uzun bacaklı kızlarla, kırıtkan oğlanlar sonu gelmez bir göbek çılgınlığına tutulmuşçasına kıvırıyorlar da kıvırıyorlar. Programları sunan kızlar bir yandan ağır rimellerin yaktığı gözlerini süzüyor, kâküllerini savuruyor, bir yandan da “Oh oh!” diye el çırpıyorlar. Oğlanlar, davul dın dedi mi ortada. Bu programların sayısı üç beş değil dostlar. Neredeyse her ekran böyle artık. Peki sabah programları göbek havasından geçilmiyor da akşam programları nasıl? Onlar da öyle! Bu programlardakiler de göbek isterisine tutulmuş durumda, çalkalıyorlar da çalkalıyorlar. Yani Türkiye’de bir yandan bombalar patlıyor, insanların kolları bacakları havaya uçuşuyor, bir yandan da davullar dümbelekler çalıyor ve millet göbek atıyor. Benim gördüğüm kadarıyla dünyadaki hiçbir ülke bu konuda Türkiye’ye benzemiyor artık. Arap ülkelerinde kesinlikle bu kadar göbek dansı yok. İlk bombalar patladığı zaman bir arkadaşımla konuşuyorduk. “Türkiye böyle şeylere pek pabuç bırakmıyor. İki gün içinde unutulur gider” dedim. “Doğru!” dedi. “Bunun sebebi aşırı bencillik. Kimse bir başkasının acısını paylaşmıyor; günlük eğlencesinden bile vazgeçmiyor.” Yani bana dokunmayan terör bin yaşasın mantığı! Elimde Abdülhak Şinasi Hisar’in Türk yaşamını anlatan bir kitabı var. Adamcağız yana yakıla göbek dansının bize ait olmadığını yazıyor, bazı yoz çevrelerde görülmeye başlayan göbek atma merakı bizim ne köyümüzde vardır diyor, ne de kentimizde. Ama artık Abdülhak Şinasi’yi kim dinler, kim okur?Türkiye’nin hem eğlence, hem politika, hem de yaşam kültürü bakımından Araplaşması süreci, sonunda Arapları da kat kat aşan bir boyuta geldi. Bombalar patlıyor, teröristler İslamcı mı değil mi gibi akıl dışı tartışmalar başlıyor, on beş bin Hizbullah militanı “Fikirlerimiz iktidarda, biz niye buradayız?” diye isyan ediyor, iş adamları özel sohbetlerinde ekonomide hiçbir düzelme olmadığını söylüyorlar, Türkiye Avrupa’dan giderek dışlanıyor ve halkımız kan ter içinde bol bol göbek atıyor.
