AKP, bir anayasa hazırlattığını açıklayarak bana göre yanlış bir yöntemde ısrar edeceğini vurgulamış oldu. Çünkü parlamentoların hazırladığı anayasalar çare değildir. Anayasada ne yazıldığından çok, anayasanın nasıl hazırlandığı, hangi süreçlerden geçtiği ve toplumla ne kadar örtüştüğü önemlidir. Anayasanın toplumun bütününü kucaklayan bir “toplumsal sözleşme” anlamı taşıması, bütün yurttaşlar tarafından benimsenmesi ve ona saygı duyulması gerekir. Bunun için de toplum anayasanın hazırlanış sürecine katılmalıdır. Çok yetenekli on anayasa profesörünü bir odaya kapatsanız, önlerine de uygar dünyanın bütün anayasalarını yığsanız, size on günde harika bir anayasa yazabilirler. Ama bu, “ulusun anayasası” olmaz. Ona dayatılan bir metin olarak kalır.

Meclislerin anayasa yapmasının sakıncalı olduğunu pek çok kez yazdım. Bugün de inancım bu. Çünkü siyasi partiler, anayasayı kendi çıkarları doğrultusunda oluşturmak için orasından burasından çekiştirir ve o andaki oy oranlarına göre, her kuralı kendilerine yontmaya çalışırlar. Bu işin tek çözümü “millet meclisi”ne paralel bir “anayasa meclisi” seçmektir. Toplumun bütün kesimlerini temsil eden bu anayasa meclisi üyeleri iki yıllık bir dönem için seçilirler. Bu üyelerin bir daha siyasete girme hakları olmaz. Sadece tek bir dönem görev yaparlar. Çeşitli toplum kesimleriyle görüşerek, çalışma hayatının kurumlarından tutun da, sivil toplum kuruluşlarına kadar birçok kişi ve uzmanla, teknisyenle, bürokratla bir araya gelir, komisyonlarda tartışa tartışa maddeleri hazırlarlar. Ortaya çıkan metin seçmen tarafından oylanır. Böylece anayasada herkesin tuzu bulunmuş olur.

Günlük siyasi çıkarlara odaklanmış partilerin böyle bir oluşumu gerçekleştirmeyeceğini, kendi bildiği yolda anayasalar hazırlatacağını ve Meclis’teki parmak hesabına göre kabul ettirmeye çalışacağını biliyorum. Ama yine de işin doğrusunu ve Türkiye’yi anayasal krizlerden kurtaracak yöntemi bir kenara not etmeyi görev biliyorum. Sivil anayasa, sivil Meclis’in hazırladığı anayasa değil, yurttaşların hazırlanmasına katkıda bulunduğu bir anayasadır. AKP’nin şimdi hazırlatmakta olduğu anayasa ise, birkaç kişinin yazdığı bir kurallar bütünü olarak kalmaya mahkûmdur. Yurttaş olarak benim anayasam değildir.