Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Dünyanın her köşesinde, savcılar kamuyu ve devleti temsil eder. Onun haklarını korur. Yargıçlar ise devletle yurttaş hakları arasındaki dengeyi sağlamaya çalışır.
Perşembe sabahı, Beşiktaş’taki barakadan bozma Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde, bunun tam tersi yaşanıyor ve beraat isteyen savcıyla, mahkumiyet veren yargıçlar yer değiştiriyor.
Ve böylece siyasi bir karara imzalarını atıyorlar.
Bu kararın Türkiye’de bir dönüm noktası oluşturduğunu hep birlikte göreceğiz.
DGM’nin Yaşar Kemal ve Erdal Öz‘ü mahkum eden kararı, bir utanç belgesi olarak Türk devletinin boynuna asıldı.
Birkaç ay önce aynı konuda bir yazı yazmış ve “Türk devleti aklandı, beraat etti!” diye yazmıştım.
Yanılmışım.
Sözümü geri alıyorum.
DİYORLAR Kİ
Perşembe günü bu tarihi kararı veren odakların, bizlere ve dünyaya iletmek istedikleri mesajlar var.
DİYORLAR Kİ:
Ey kamuoyu, ey yazar çizer takımı; bu ülkede kimsenin dokunulmazlığı yoktur. Biz herkese dokunuruz. Hele insan haklarını savunanlara, devlet terörünü dile getirenlere daha sert dokunuruz.
Köy de yakılsa, insanlar kurşuna da dizilse, minibüste yakılmış köylülerin kimlik cüzdanları sapasağlam da bulunsa kimse sesini çıkaramaz!
Gözaltında kaybolan gençler, işkencede öldürülenler, hapishanelerde zulüm görenler hakkında yazılamaz, çizilemez, konuşulamaz.
***
DİYORLAR Kİ:
Ey Batı, Türkiye’deki Gümrük Birliği heveslileri seni yanıltmasın. Bu ülkede sana kafa tutacak, senin basınını, televizyonunu, kamuoyunu ve insan hakları eleştirilerini bir pula almayacak kahraman Türkler yaşıyor. Senin medyan istediği kadar seferber olsun, Yaşar Kemal diye yeri göğü inletsin, bize vız gelir tırıs gider.
***
DİYORLAR Kİ:
Ey Mesut Yılmaz; seçimden önce Yaşar Kemal‘i evinde ziyaret eder ve Kürt sorununda onunla aynı şekilde düşündüğünü açıklar mısın, işte adamı iktidarının ilk gününde böyle yaparlar. Şimdi elinden gelirse temizle bakalım bu işi!
Hem iki gün önce Kürtçe eğitim, olağanüstü halin kaldırılması laflarını eden de sen değil miydin?
Yaşar Kemal mahkumiyeti, bir başbakanlık hediyesi olarak boynuna asıldı şimdi.
***
Bu karar, dünyaya ve Türkiye’ye meydan okuma belgesidir.
İnsan haklarına, demokrasiye, gelişmeye, düşünce özgürlüğüne karşı çıkmanın cüretli hamlesidir.
Yaşar Kemal mahkumiyetini manşet yapan Hürriyet, doğru bir gazetecilik hissiyle hareket etmiştir.
Çünkü bu olayın, Anayol’dan daha önemli olduğunu hep birlikte göreceğiz.
***
Dün Yaşar Kemal ustaya: “Dostun olarak senin mahkumiyetine üzülemiyorum” dedim. “Olsa olsa yüzyılın en şerefli mahkumlarından birisi olursun. Ancak Türkiye’ye üzülüyorum. 60 milyon insanı mahkum etmeye çalışıyorlar.”
***
Yaşar Kemal akan kanın durmasını istedi.
Güneydoğu dağlarında yitip giden onca gencin ve ailelerinin acılarına son vermekti derdi.
Türkiye, halkın açlığı pahasına her yıl 9 milyar doları anlamsız bir savaşta yitirmesin diye mücadele etti.
Çünkü o gerçek bir yurtsever.
Yasalardan kaynaklanan haklarını kullanarak bu siyasi karara imza atanların, beraat isteyen savcının bakış açısına sahip olmalarını dilerdik.
